sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2011 Pazar

Samet Aybaba'nın ardından...

Bucaspor Bülent Uygun’dan yediği darbe sonrasında çok tökezledi. Yönetim bir çok teknik adamla görüştü bu ani ayrılık sonrası. Ama içlerinden biri vardı bu taşın altına eline sokabilecek..

Bülent Uygun tarafından Bank Asya kadrosu tamamiyle enkaza uğramıştı Bucaspor’un.
Tam 24 oyuncu gönderilmiş yerine adeta toplama bir kadro yaratılmaya çalışılmıştı. Bu konuya burda girmeyelim şuradan yönlendirelim:

http://umutcanuner.blogspot.com/2010/10/tatile-bile-gelme-sayin-uygun.html


Bu enkazı toparlamak kolay değildi elbette. Samet Aybaba yanına Recep Çetin Hoca’yı da alarak Bucaspor’un başına geçmeyi kabul etti. İlk yarıdaki tüm maçlarını gerek emniyetin sorumsuzluğu gerekse yeterli ilginin (belediye,valilik) gösterilmeyişi sebebiyle BucArena’da oynayamayan Bucaspor iç saha maçlarından beklediği puan ya da puanları çıkaramadı. İkinci yarı ile beraber beklenen hava yakalandı. Ancak ilk yarıdaki kayıpların telafisi çok zordu. Buna rağmen BucArena’daki ilk maçta rakibi Kasımpaşa’yı dörtlük yapıp yolladılar. İçerideki diğer maç yine rakibi Konyaspor’du. Bu maçı da kazanan Bucaspor için umutlar yeşerse de Ankara’da iyi oynadığı Gençlerbirliği ve Eskişehir deplasmanlarından puan çıkaramadılar.


Samet Aybaba’nın deyimiyle iki ileri bir geri yapan takım içerde flaş takım Gaziantepspor’u da yendi.
Ligin en önemli maçlarından biri Sivasspor maçıydı. BucArena’daki o büyü bu sefer tutmadı. Maç başındaki kırmızı kart ve penaltı takımın dengesini bozdu. Penaltıyı kaçırsa da Sivasspor adeta altı puanlık bir galibiyet aldı.


Bucaspor için hayal kırıklığı deplasmandaki İstanbul Belediye maçında da devam etti. Öne geçtiği maçı kaybeden Bucaspor, Sivasspor’un kendi evinde Beşiktaş’ı yenmesiyle adeta havlu attı. Öyle ki Samet Aybaba da istifasını verdi.
Samet Aybaba’nın basın toplantısında sarf ettiği cümleler çok önemli aslında. İyi irdelemek, düşünmek lazım:

“Camia olarak “erken pes ettik” . “Bu takımın kapasitesi belli. Ama futbolcularım müthiş mücadele ederek kapasitelerinin çok üstünde bir performans gösterdi. Çıkış maçlarımızda önümüz kesildi. Çok talihsiz maçlar kaybettik. Camianın erken düşmeyi kabul etmesi de işimizi zorlaştırdı. Oysa bu bir motivasyon işi. Futbolda her şey olabilir. Rakibinin iki maç sahası kapanır, en önemli oyuncuları ceza alabilir vs vs… Şimdi önümüzde yedi maç var. Kazanabileceğimiz de 21 puan. Ama inanmak ve hırs yapmak gerek.”


Matematiksel olarak devam eden şansı olsa da Bucaspor'un işi mucizelere kaldı. Dünkü Karabükspor galibiyeti, bugün Sivasspor İstanbul Belediye'yi yenince anlamını yitirdi bana göre.
 
Ama şunun iyi bilinmesi gerek. Bahane bulmak kolay ancak sezon başı şu takımın kimyasını bozan, içine eden Bülent Uygun'un vicdan analizi yapması gerekmiyor mu? İyi bir teknik adam olmadan önce sağlam bir karaktere ihtiyacınız var!

21 Mart 2011 Pazartesi

Bucaspor:0 Sivasspor:4

Bucaspor için büyük avantajın yitirildiği bir maç olarak tarihe geçti. Buca Arena'da özellikle rakibi olarak gördüğü Kasımpaşa, Konyaspor gibi takımları deviren Bucaspor aynı tarifeyi Sivasspor'a uygulayamadı.

Kaybedilen sadece 3 puan değil. Sivasspor ile olan ikili avantajı da kaybetti Bucaspor. Rakibinin 4 puan gerisinde şu an. Ligin kalan kısmında bu fark eriyedebilir, daha da açılabilir. Bu Bucaspor'un göstereceği disiplin ile alakalı bir durum. Sivasspor'a nazaran daha iyi bir fikstürü olduğu düşüncesindeyim. Ancak bugünden sonra şu tablo karşısında Bucaspor camiasının duruşu da önemli. O yüzden haftaya oynanacak İstanbul Belediye maçı çok önemli.

Aynı hafta Sivasspor'un da Beşiktaş ile oynacağı düşünülürse, ibre-terazi her ne derseniz deyin değişebilir. Sivasspor yabana atılacak bir takım değil. Zengin hücum hatları mevcut. Bunun yanına maç içinde biraz da Kuddusi Hoca'dan destek görünce maçı rahat kopardılar. Penaltı çok tartışılır. Akabinde kırmızı kart da. Bucaspor geriye düşse dahi 11'e 11 devam edebilseydi tablo çok daha farklı olabilirdi. 2. yarıya başladıkları azim, hırs golü getiremedi. Bir çok kontra yediler. Sivasspor çok daha erken farka gidebilirdi. Çok kaçırdılar. Sonrasında istedikleri rahat skora ulaştılar.

Dediğim gibi karalar bağlamak kolaydır. Ancak daha bir çok maç var. Bucaspor'un alacağı bir deplasman üç puanı plağı tersine çevirir. Hep beraber göreceğiz..

25 Şubat 2011 Cuma

Bucaspor:0 Bursaspor:2

Bucaspor'un Buca Arena'da farklı oynadığı bir gerçek. Farklı bir ahenk ve istekle oynuyorlar. Ancak Bursaspor maçı pek öyle başlamadı. Tutuk başladı Bucaspor. Ancak buna rağmen oyunu tutmayı bildi.

Ragıp ve Musa gibi iki çok önemli oyuncunun eksikliği Samet Hoca'nın elini kolunu bağlıyor haliyle. İlk yarıda tutuk dedik Bucaspor ama Koray'ın direkte patlayan topunu unutmayalım. Gol olsa işin rengi çok daha farklı olabilirdi. Samet Hoca'nın Sercan tercihi 2. yarıda yerini Beto'ya bıraktı. Gayet normal. Sercan eski Sercan değil. Geçen seneki Sercan mumla aranıyor. Samet Aybaba da bunu biliyor. Ama şans veriyor. Sercan 'ın ise umrumda değil. Biraz kıpıdaması lazım.

İlk yarının bir diğer kötüsü de Serkan Yanık. Bozuk başladı maça. Sonradan toparladı ama iş işten geçti.

İkinci yarı her şey farklı olur mu derken Bursaspor'un duran toptan gelen golü geldi. Bir kere şunu söyleyeyim Bursaspor kötü oynadı bugün. Ama biraz tecrübeyle, biraz da Miller ile maçı aldı. Miller çok önemli bir oyuncu olduğunu tekrar gösterdi. Kalitesini golde çok daha iyi anladık.

1-0'dan sonra Samet Hoca'nın Ali Kuçik hamlesi yerinde bir hamle oldu. Bucaspor çok önemli organize ataklar da geliştirdi bu sayede. Ama gol ile sonuçlanmadığı sürece bunun bir faydası yok.

Bu haftanın puansız geçilmesi kötü tabii. Rakiplerin ise ne yapacağı önemli. Konyaspor , Karabük'e gidiyor. Karabük 'te Emenike yok ama geçen hafta O'nsuz da kazanabileceklerini gösterdiler. Karabük'ün Konyaspor'a geçit vermeyeceğini düşünüyorum.Sivasspor Manisaspor ile. Bir beraberlik sürpriz olmaz. Ama Hikmet Karaman bu; 3 puan çıkarırsa bu deplasmandan şaşırmayacağım.

Elbette Kasımpaşa da var . Onlar da Kadıköy deplasmanına gidiyor. Son yaklaştıkça lig kızışıyor. Umarım Bucaspor bu ligde kalacak. Umudumuz o yönde..

Özgür Yankaya için tek cümlem var. Diyet ödedi. Net.


18 Şubat 2011 Cuma

Hatırlayasım varmış!

90+3 te gelen galibiyet golü. Bir o kadar olaylı. Topu isteyen Sezer'e vermeyen Pele yazdı golü. Es Es aldı 3 puanı. Sivasspor kaybetti. Ama Bucaspor,Konyaspor ve Kasımpaşa'nın iştahı kabardı. Bucaspor'un yarın işi zor.
Kasımpaşa ise kazanabilir dikkat. Geçen hafta buldukları moral pozitif yansıyacaktır yarın.

Konyaspor'a Yılmaz Vural dopingi geldi. Sever bu tip durumları Yılmaz Hoca hep beraber göreceğiz ne olacak?

Eskişehir-Sivasspor maçına gelirsek serbest vuruş öncesi yaşanan olayın benzeri olmasa da , yakından uzaktan alakası olmasa da bir anı hatırlattı bana. Ya da benim hatırlayasım varmış diyeyim.

Kocaelispor maçı;  Bülent Korkmaz'ın kelimeleriyle bitirelim..
"Kocaelispor maçı var, 2-0 öndeyiz, son dakikalarda bir frikik kazandık, ben atmak istedim. HAGİ;  bana "sen topun üzerinden atla ve git kaleden topu al" dedi. Dediğini de yaptı, ben de gittim kaleden çıkardım topu...."

Kaptana ve Commandante Hagi'ye saygı ve sevgilerimle..





13 Şubat 2011 Pazar

Bucaspor:3 Konyaspor:2

Buca Arena'da kritik bir randevuydu. Bucaspor , rakibi Konyaspor'u devirerek önemli bir avantaj yakaladı diyebiliriz. 

Özellikle Sivasspor'un da bu hafta kaybetmesi önemli. Ayrıca sezon sonu olası puan eşitliğinde ; Bucaspor Konyaspor'un önünde yer alacak. Çünkü Konya'daki maç 1-1 sona ermişti.

Maçtan değinelim biraz kısa kısa..

Yine maraton tribününde yerini alan ben, şöyle bir stadı kolaçan ettikten sonra gördüm ki kapalı tribün pek dolmuyor. Kasımpaşa maçında da fark ettim bunu. Sebebi tabii ki bilet fiyatları. Stadın tribünlerinin her yerinin kapalı olduğunu belirteyim. Yani maraton tribünü ile kapalı tribün arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Fiziksel anlamda. Maraton ile kapalının aynı fiyatlarda olması Bucaspor Yönetimi'ni eksik bırakmaz. Merak etmesinler. Aksine takımın avantajına olur. Bunu da belirteyim.

Konyaspor taraftarına ayrılan yerin ise tamamı doldu. Bir kafes içerisinde maçı izlediler. Tribünlerin sahaya aşırı yakınlığı nedeniyle çok çok iyi bir önlem bana göre.

Bucaspor yine taraftar desteği ile maça hızlı başladı ve golü buldu. Sonrası ise can havli ile gerçekleştirilen Konyaspor atakları..

Koray'ın kırmızı kartına değinelim. Cüneyt Çakır yerden göğe kadar haklı. İlk sarı için zaten bir şey söylenemez. Koray ise ikinci sarı için deyim yerindeyse kaşındı.
On kişi kalmanın Bucaspor açısından sıkıntı yaratacağını düşünenler yanıldı. Ben de bu yanılanlardan biriyim. Kırmızı kart erken gelmesine rağmen Bucaspor inanılmaz bir mücadele örneği gösterdi.

Samet Hoca hemen Leko'yu stopere çekti. Bu da bir önlemdi. Ancak sonrasında Beto-Ediz değişikliği ile Ediz'i oraya yerleştirdi ve Mendy'i santrafora aldı.

İkinci yarıya aynı arzu ,istek ile başlayan Bucaspor Erkan ile yakaladığı kontrayı iyi değerlendirdi. Hem kırmızı kart hem penaltı herkese maç Buca'nın dedirtse de futbolda kesin bir şey yok. Bunu bilmek gerek.
Nitekim de öyle oldu. Konyaspor iki yan topla eşitliği sağladı. Zaten maç boyu 3 etkili orta yapan Konyaspor bunların ikisini gol yaptı. Bunda biraz da kaleci Londak'ın hatası var. Çıktığı yan topu alıyor tamam ama çıkılması gereken yan toplara da çıkmak lazım.

Demoralize olan bir Bucaspor olmasına rağmen disiplinin elden bırakılmaması önemli. 2-2 olana kadar Samet Hoca değişikliklerde biraz gecikti. O da farkında ki maç sonu belirtmiş. 2-2 den sonra Konyaspor'un bir yan topu bu defa Londak'tan döndü. Dönen topu maçın adamı Leko yaklaşık 40 metre sürdü ve köşeyi güzel gördü.

Biraz da Cüneyt Çakır'dan bahsedelim..

Otoriter kimliğini kartlarıyla korumaya çalışan bir hakem olduğu biliyoruz. Türk hakemlerimiz içinde bana göre en iyisi diye düşünüyorum. Bizim hakemlerimizin kabiliyetlerini bildiğim için yorumum bu yönde. Hata yapmıyor mu elbette yapıyor..
Bucaspor-Konyaspor maçında biraz kart adaletinde sıkıntı yaşadı. Ancak son dakikada Konyasporlu Ertuğrul'un kırmızısı ikinci sarıdan değil , direkt kırmızı olmalıydı. Ufak bir hata olarak görünebilir ancak bana göre büyük bir hata bu.

Unutmadan Mehmet Batdal'dan bahsedeyim biraz. Bucaspor'un evladı, devre arasında düşme hattındaki en azılı rakip Konyaspor'a gidince tepki toplamıştı camiadan. Her takım olur da neden Konyaspor denmişti?

Batdal da bir açıklama yapmadı bu konu ile ilgili. Maç öncesi takımlar ısınırken  göremedim kendisi. Gelmedi mi acaba diye düşünürken yedek kulübesinde gördüm. Maç öncesi ısınmadı ama on sekizdeydi. Devre arası da ısınmadı. Oyuna da girmedi haliyle. Bu da ekstra anekdot olsun.

23 Ocak 2011 Pazar

Galatasaray:1 Sivasspor :0

Daha canlı , daha istekli bir Galatasaray. Bir çok eksik mevcut. Ama bunların hiç biri Hagi için sorun teşkil etmiyor. Hagi geldiğinde söylediği çok önemli bir söz var:

"Hagi disiplindir , Hagi çalışır , Hagi hep kazanmak ister"

İşte bu takıma yansımaya yavaş yavaş da olsa başladı. Bir kere mücadele üst seviyede. Galatasaray santraforsuz olmasına rağmen rakibini boğdu. Hoş buna Sivaspor da çanak tuttu. Rıza Çalımbay hangi maçta anlayışını değiştirdi ki bu maçta değiştirecek!

Kilit bir şekilde açılacaktı. Mükemmel bir organizasyon ile kilidi ilginçtir ki Servet'in golü açtı. Tıkanan oyunda topla deparı ve Sabri 'ye bırakışı...

Geri dönmedi Hagi'nin teşviki ile. Sabri ise yine iyi olduğu maçta çok güzel bir pas çıkardı Barış'a. Barış da içeri sızan Servet'i iyi gördü.

Yönetimin yaptığı saçma sapan işlerin olduğu bir ortamda çok önemli bir galibiyetti bu. Adnan Polat ve yönetimi Mart'tan ötesini göremeyecek. Galatasaray tarihinde olmayan çatırdamaların olduğu ortamda kulübüne her zaman olduğu gibi sahip çıkan Galatasaray taraftarına bu camia çok şey borçlu. Galatasaray 'dan büyük kimsenin olmadığı tekrar gösteren Galatasaray taraftarı, gereken yerlere gerekli cevapları vermiştir..


15 Ağustos 2010 Pazar

Sonu İyi Bitsin..

İlk yarım saat ayağa top yapan , rakip kaleye giden bir Galatasaray vardı.Ne olduysa bu saatten sonra oldu. Önce yardımcı hakem ile başlayan,sonra Ali Turan ve Aykut Erçetin ile devam eden hatalar silsilesi Sivasspor’a beraberlik golünü getirdi.

Daha önce belirmiştim. Galatasaray’ın kalesi Ufuk’a teslim edilmelidir. Aykut yıllardır Florya’da.Bir insana bu kadar şans verilmez.Ama O’na her sezon belli maçlarda şans veriliyor.
Hatırlayın 2 sene önceki Bükreş maçlarını. Hiçbir gelişme göstermedi. Bırakın kale Ufuk’un olsun. O hata yapmayacak mı? Elbette yapacak. Ama hiç olmazsa yan topa çıkar , yenilmesi gereken goller yer. Anlayan anlamıştır umarım.

Ali Turan’a gelirsek , seni bu kadar isteyen bir camiaya bu futbolla yanıt veremezsin. İnanılmaz kötüydü Ali Turan Sivasspor maçında. Galatasaray taraftarına “ Bu takımın sağ beki Sabri Sarıoğlu’dur “ dedirtti adeta. Kondisyonu bir kere hiç yeterli değil. Tamam maç eksiği var kabul. Ancak hazırlık kampı yemiş bir oyuncu görünümünde hiç değil.

Rijkaard’tan forma alması bu saaten sonra “zorunluluk dışında” imkansız. Bir maçta gördüklerim üzerine yazmıyorum bunları.Hazırlık döneminde de takip ettim Ali Turan’ı.Kendine biraz bakması gerekiyor.

Transferin geciktiğinden bahsetmiştik. Ama Galatasaray takımı sahaya nasıl çıkarsa çıksın Galatasaray gibi oynamalıdır. Parlayıp duran bir takım görüntüsü olmamalıdır.

Sivas’ta öne geçmişsiniz ama maçı kaybediyorsunuz. O zaman çözülmesi gereken sorunlar var. Hem de büyük sorunlar. 60. dakikadan sonra orta saha çöküyor takımda.
Cana’ya sallayanlar var. Cana’yı daha önce izlemeyip , yorum yapanlara anlam veremiyorum. 3-4 hafta sonra Cana’yı daha dikkatle izleyin. Ama yaptığınız yorumları da unutmayın. Sakın ha!

Orta saha probleminden bahsettik. Cana’nın yanına bir isim gelecek.Rijkaard da onu bekliyor. Yoksa Ayhan veya Barış’ı o bölgeye monte etmek görüldüğü gibi Galatasaray’ı çökertir. Ya da şu düşünülebilir: Cana-Hazır bir Elano ve Mustafa Sarp. Ancak öncelikle Elano problemini çözmeniz gerekiyor.Sakatlığı ne boyutta? Gitmek istiyor mu?
İsteyen kulüpler var mı?

Galatasaray’ın sorunları büyük. Lig başlamış ama hala kafalarda sürüyle soru işaretleri mevcut. Başkan ne düşünüyor? Planı ne? Bilmiyorum. Umarım Galatasaray taraftarını umutlandıran , Onları düşündüğü gösteren planları mevcuttur kafasında.

Türk Telekom Arena’yı doldurur bu taraftar merak etmesin Başkan. Ama o stada umut dolu gitsin bu taraftar Adnan Başkanım…

5 Nisan 2010 Pazartesi

YOLUN SONU VE “YAYINCI KURULUŞ”

Galatasaray için bu sezon artık bitti. Şampiyonluk şansı hiç mi yok? Elbette var. Ancak puan farkından ziyade önünüzdeki üç tane daha takımın olması dezavantaj.

Oyuna baktığımızda iyi başlayan bir Galatasaray vardı. Özellikle Giovanni’nin istekli oyunu ile birkaç pozisyon yakaladı Galatasaray. Golü de buldular. Ancak golden sonra başlayan tipik “oyunu geride kabullenme isteği”

Bu dakikadan sonra Galatasaray 2’yi bulsa çok rahatlayacak. Ancak bunu başaramadılar. Bu da Sivasspor’u daha dirençli oynamaya, Galatasaray’ın üzerine gitmeye sevk etti. Bunun meyvesini de son dakikada aldılar.

Golde Aykut’un yapacağı bir şey yok. Bu kadar geride kabullenirseniz oyunu elbet hata gelir. Bu gol bir de son dakikada olunca oyunu çevirmeniz imkanız hale gelir.

Şimdi Rijkaard’a soruyorlar Jo ve Elano niye yoktu diye. Bu adam deli mi Sivas deplasmanında bu oyuncuları yanında oturtacak. Jo hafta içi sadece iki idmana çıkmış. Rahatsızlığı vardı. Elano’da tek idmanla geçirdi. Baş parmağındaki sorun nedeniyle. Sonra çıkıyor benim gazetecim atıyor, tutuyor. Sorulan sorulara aklım ermiyor. Olacak iş değil…

Hakeme gelirsek Sayın Özkahya maçın kontrolünü ne yazık ki sağlayamadı. Neler oluyor bu hakemlerimize anlamıyorum. Barış’ın kırmızısında sonuna kadar haklı. Ancak oraya gelene kadar neler neler var? Hepsini es geçti Halis Özkahya. Sivassporlu Keita maç içerisinde inanın 3 kere oyundan atılır. Sarı kartla oyunu bitirdi. Sarı kartı gördüğü dakika ise 70. Hakemin bu maçtaki notunu gerçekten çok merak ediyorum.

Ligimizin marka değeri, kalitesi derken yayıncı kuruluşun da bazı şeylere dikkat etmesi gerekiyor sanırım. “Bu kadar para eder mi bu lig” tartışmalarında siz maçı böyle yayınlarsanız bu lig bu kadar etmez tabii. Topun oyunda olduğu sırada alakasız yerlerin gösterilmesi durumu ile karşı karşıyayız. Haftalardır dikkat ediyorum, bir pozisyonun tekrarı için rahat bir on dakika beklemeniz gerekiyor. Bazı pozisyonların zaten tekrarı bile gösterilmiyor.

Lig tv’de kaç tane yönetmen var onu bilmem. Yılların deneyimi Musa Çözen sanırım hala görevinin başında. Ama şunu belirteyim bu iş böyle yürümez. Binlerce üye bunca parayı niye ödüyor?
Maç yerine alakasız , olup olmadık şeyleri izlemek için mi?

Pozisyonları kaçırmak , maç içinde olup bitenleri kaçırmak zaten moda haline geldi. Bir de işin içine iki tane spiker girince film kopuyor.
Eskiden hiç olmazsa “tek spikerle” idare etmeye çalışıyorduk.Şimdi ise iki tane birden; çekilmez bir hal alıyor!
Geri dönse keşke Ercan Taner diyesi geliyor insanın..

1 Şubat 2010 Pazartesi

Bank Asya'ya...

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=515

Denizlispor ikinci yarıya bir başka başladı.Kadıköy’de direnen,ısıran bir takım görüntüsü vardı.Bu görüntüyü Galatasaray maçına da taşıdılar.Daha istekli olsalar da puan alamayınca bunun bir anlamı kalmıyor.Çünkü puan olarak çok geride bir takımın artık kazanması gerekiyor.

Denizlispor mu Sivasspor mu derseniz?

Ben olumlu futbolu ile Denizlispor ligde kalsın isterim.Ama görünen durum ikisinin de şu tabloda düşebileceği.Sivasspor takımı , takım olmaktan çıkmış.Herkes kendi aleminde bir şey yapma telaşında.Muhsin Hoca kusura bakmasın ama geldiğinden beri takıma ne verdi?
İnanılmaz dağınık bir takım havası hakim. .Neredeyse rakip takımın stoperleri bile Sivas kanatlarından bindirecek.
Yabancı transferleri her ne kadar bir maçta karar vermek istemesem de vasat bir görüntüdeler.

Bank Asya’da böyle bir takım görüntüsü yok.Çok net bazı şeyler gözüküyor.

Denizlispor’da ise eksik olan son vuruşlar.Siz golü veya golleri ve bunun akebinde puanları bulamazsanız ne yazık ki düşmeye mahkumsunuz.

Galatasaray’a gelirsek…
Çok iyi olmayan bir futbola hatta rakibinin çok iştahlı olmasına rağmen önemli bir üç puan aldı.
Jo oynadıkça daha iyi olacak görüntüsü veriyor.
Servet aradığı partneri bulmuş gibi ancak biraz daha maç yapmaları Neill ile uyumları daha iyi seviye getirecektir.Bu maçta pozisyon vermelerine rağmen hiç olmazsa araya atılan topların kesilmiş olması umut verici.
Özellikle Keita’nın dönüşü ile takımın azalan pozisyon sayısı yeniden istene seviyeye gelecektir.
Kewell ile Baros’u zaten saymıyorum.Onlar döndüğünde hücum hattını düşünemiyorum…

Ligin ikinci yarısı hakemlerimiz açısından fena olmayan,iyi bir görüntü ile başladı diyebiliriz.O kabus gibi geçen özellikle ilk yarının son bölümünün ardından bu durum hepimizi sevindiriyor.Bir kaç ufak hata olabiliyor ancak bunlar bariz ,büyük hatalar olmadığı sürece kabul edilir durumda.

Denizlispor-Galatasaray maçında Halis Özkahya’nın es geçtiği çok net bir penaltı olmasına rağmen ben bu konuyu değil başka bir konuya değineceğim.Çünkü o penaltıyı anlatmanın gereği yok.Gözünün önündeki penaltıyı niye vermediğini hala anlamış değilim.
Bu arada birkaç maçtır dikkat ediyorum. Her halde Caner’in ayağı kırıldığı zaman rakip kırmızı kart görecek.Böyle bir şey daha önce görmedim…

Şimdi zaman geçirdi diye Leo Franco’ya eğer kart gösteriyorsanız karttan sonra kalecinin yaptığı alkışlı protestoyu da sineye çekmeyip cezalandıracaksınız.
Eğer bunu bu maçta es geçip, başka bir maçta böyle bir durumdan oyuncu atarsanız işte o zaman bunun adı çifte standart oluyor.İşte o zaman kıyamet kopuyor.

İnanın Türk futbolsever de bunu hiç istemiyor.