Ülkemizin ciddi problemlerinden biridir Türk hakemleri. Dikkat ettiyseniz Türk futbolu demiyorum. Ülkemizin ciddi bir problemi..
Gerek yeteneği sınırlı hakemlerimizin üst klasman maçlara verilişi, gerekse hakemlik mesleğinin , camiasının amatör ruhlu olması bunda bir etken. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Profesyonel bir yapıda değil bu camia. Yönettiği maç başına para kazanılan bir meslek profesyonel olamaz. Her hakemimizin , hakemlikten başka başka bir mesleği daha var. Bu ayıp mı tabii ki değil. Aksine çok daha iyi. Ancak hakemliğe verilen öneme balta gibi girdiği de bir gerçek.
Bu işin profesyonel bir yapıya dönüşmesi nasıl sağlanabilir?
En baştan sağlaması yapılarak gidilmesi gereken bir durum diye düşünüyorum. Merkez Hakem Komitesi Başkan seçiminden tutun da, gözlemci atamalarına kadar şeffaf bir ortamın sağlanması gerekiyor. Hakemlerin öncelikle bir güvencesi olması gerekiyor bana göre. Bir hakem maç yönetmese bile aylık parasını almalı. Profesyonel bir yapının temelini oluşturmak için bu bir öncelik. Bunun yanı sıra dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur da MHK Kurulu'nun oluşturulması. Mhk Başkanı'nın kafasına göre oluşturduğu veya federasyon başkanı'nın kafasına göre oluşturduğu bir kurul ancak 3. sınıf futbol ülkelerinde olur. En önemli sorun da budur bana göre. Bu sistemi de mevcut hakemlerimizle oluşturursanız kafanıza da taş yağar söyleyeyim. En baştan işi sıkı tutmak gerekiyor.
Hakemlerimize gelirsek..
Yaptıkları mesleği ek iş olarak gören hakemler olduğu sürece, sahada futbol yerine başka bir şeyler izleyeceğimiz kesin. Bir kere önce şunu çözmek gerekiyor. Bir hakemin yetenekli olup, olmadığını anlayamayacak kadar kötü ve sorumsuz uzmanların,yöneticilerin olduğu bir futbol sistemimiz var.
Örnek olarak Hüseyin Göçek'i verelim. Bana hiç kimse bu adamın doğru baraj kurdurduğunu ispat edemez. Hüseyin Göçek'in her maçını dikkatle izleyin. Bir tane barajı eğer 9 metre 15 santim ise ben kendisinden özür dilerim. Peki O bugüne kadar canını yaktığı kulüplerden özür dilemiş mi? Veya hiç vicdan azabı çekmiş mi? Ya da vicdan nedir bilir mi? 2 sene önceki Fenerbahçe-Galatasaray, geçen seneki Fenerbahçe-Beşiktaş, geçtiğimiz Nisan ayındaki Altay-Giresunspor, bu sezonki Sivasspor-Karabükspor maçlarının hesabını verebilir mi? Bu örneklerin en az iki katının daha buraya yazılabileceğinden haberi var mı?
Çapsızlıkta sınır tanımamak mıdır bu?
Kuddusi Müftüoğlu..
Bir şirkette örneğin müdür işten alınırsa, o müdür tekrar aynı firmaya müdür yardımcısı olarak işe başlar mı? Kuddusi Müftüoğlu şaşırtıyor beni.
Bundan yaklaşık 4 yıl önce FIFA kokartlığı alındığı için hakemliği bırakan bir hakem, bir daha bu işe neden soyunur? Bir daha Fifa kokartı takamayacağını bile bile neden bu mesleğe döner? Bir hakemin hakem olurken ideali FIFA Hakemi olmak değil midir?
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Oğuz Sarvan tarafından en formda hakem olarak lanse edilmesi kimin ayıbıdır?
Geçen sene Ali Sami Yen Stadı'nda tam 5 Galatasaray maçına verildiğini hatırlatalım. Bu sezon TT Arena'da 3 maç oynandı. İkisini Kuddusi Müftüoğlu yönetti. Bunun tesadüf olduğunu iddaa edenler buyrun kapı açık. Nasıl bir atama veya maç dağıtım sistemi olduğunu çözebilen var mıdır?
Daha "Komiserim hakemim" Bünyamin Gezer'i, Bülent Yıldırım'ı vb. değinmedik bile. Bu ülkede Serkan Çınarlar, Suat Arslanboğalardan da 55 bin tane olduğu için hele onlara hiç değinmiyorum.
Ülkemizin 1 numaralı hakemi Cüneyt Çakır'ın formsuz durumuna rağmen her hafta Süper Lig'de maç verilmesi kimin eseridir? Kimin sorumsuzluğudur. Bu adam her hafta Süper Lig'de maç yönetecek. Sonra gidicek hafta içi Avrupa'da maç yönetecek. İyi olanların da yok ediliği bir sistemin Türk futboluna zarar verdiğini ne zaman anlayacağız?
Markus Merk'in her hafta hakemlerimizi poh pohlayarak yangına körükle gittiğini kimse görmüyor mu? Emir kulu olduğunu bu kadar belli etmek zorunda mı? Bir oyuncunun bile bile topa müdahalesinden sonra (Volkan Şen, Ali Sami Yen Stadı, Galatasaray-Bursaspor maçı) 2. sarıdan atılmayışına "bu karar hakem vicdanına girer. Hakem haklıdır " diyebilecek kadar küçültür mü bir insanı para! Ya da biz ne konuşuyoruz ki. O'nun umrunda mı Türk Futbolu, hakemi! Yarın bir gün çekip gittiğinde aldığı para yanına kar kalacak. Saç baş yolan yine biz Türk futbolseveri olacağız. Canı yanan milyonlarca harcama yapan camialar, bir yanlış hakem düdüğü ile hakkını yenen , küme düşen güzide kulüplerimiz olacak.
Standartı olmayanların olduğu yerde..
Biz kime ne anlatıyoruz?
cüneyt çakır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cüneyt çakır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Şubat 2011 Salı
20 Şubat 2011 Pazar
Beşiktaş:2 Fenerbahçe:4
Beşiktaş'ın can havli ile baskı kurup, oyunu tutacağı kanısındaydım. Tam tersi oldu. Fenerbahçe inanılmaz iştahlı başladı maça. Bu iştah bir yan topla golü de getirince Beşiktaş uyanamadı.
İlk yarıda Beşiktaş hep sağ kanattan gelmeye çalıştı. Santos'un üzerine oynadı Quaresma. Taa ki kendini sol tarafa atana kadar. Fenerbahçe ise soldan Dia ile geldi. Ekrem'in yalnız kalması bunda en büyük etken tabii.
30. dakikadan sonra biraz uyanan Beşiktaş, Ekrem'in olağan üstü golüyle eşitliği buldu ve devreye girdi. 2. yarı tabii ki beklenen baskı ve Toraman'ın golü..
Akabinde bir kaç pozisyon daha var Beşiktaş'ın. Bir de Almedia'nın karşı karşıya bir poziyonu var ki, kaçırması daha zordu. Başardı. Kırılma anı öncelikle bu pozisyon . Sonrasında ise her duran topta boğuşan Ferrari - Lugano ikilisinden Ferrari'nin yaptığı anlamsız hareket..
O kadar sorumsuz bir hareket ki. Önce penaltı, sonra kırmızı kart. Takımı sırtından vurmak demek bu. İhanet demek bu. Sonrasında Fenerbahçe oyunu kopardı zaten. İbre yine Fenerbahçe'ye dönünce patır patır buldular golleri.
Aykut Kocaman'a değinelim. Kafama takıldı. Beşiktaş 2-1 öndeyken Semih hazırlanıyordu. Oyuna girecekken Ferrari malum hareketi yaptı. Acaba bu hareket olmasa Semih oyuna girerken oyundan kim alınacaktı meraktayım dostlar..
Çünkü adım gibi biliyorum ki oyundan çıkacak isim Alex olacaktı. Futbol böyle bir oyun işte. Anlık hareketler şablonu değiştiriyor. Alex'in hanesine de 3 gol yazıldı. Maçı çevirdi. Basın mensubu olsam Aykut Hoca'ya ilk soracağım soru bu olur.
Son olarak Cüneyt Çakır..
Ekrem'in, Gökhan Gönül'ün kırmızlarını es geçti. Geçen hafta Buca'da izlediğim Cüneyt Çakır ile İnönü'deki Cüneyt Çakır arasında çok fark var. Maçtan maça kural değişiyorsa bize söylesinler ona göre izleyelim. Sen de yapma bunları, gelme oyuna camianın 1 numarası..
Etiketler:
aykut kocaman,
beşiktaş,
catenaccio,
cüneyt çakır,
fenerbahçe,
ferrari
13 Şubat 2011 Pazar
Bucaspor:3 Konyaspor:2
Buca Arena'da kritik bir randevuydu. Bucaspor , rakibi Konyaspor'u devirerek önemli bir avantaj yakaladı diyebiliriz.
Özellikle Sivasspor'un da bu hafta kaybetmesi önemli. Ayrıca sezon sonu olası puan eşitliğinde ; Bucaspor Konyaspor'un önünde yer alacak. Çünkü Konya'daki maç 1-1 sona ermişti.
Maçtan değinelim biraz kısa kısa..
Yine maraton tribününde yerini alan ben, şöyle bir stadı kolaçan ettikten sonra gördüm ki kapalı tribün pek dolmuyor. Kasımpaşa maçında da fark ettim bunu. Sebebi tabii ki bilet fiyatları. Stadın tribünlerinin her yerinin kapalı olduğunu belirteyim. Yani maraton tribünü ile kapalı tribün arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Fiziksel anlamda. Maraton ile kapalının aynı fiyatlarda olması Bucaspor Yönetimi'ni eksik bırakmaz. Merak etmesinler. Aksine takımın avantajına olur. Bunu da belirteyim.
Konyaspor taraftarına ayrılan yerin ise tamamı doldu. Bir kafes içerisinde maçı izlediler. Tribünlerin sahaya aşırı yakınlığı nedeniyle çok çok iyi bir önlem bana göre.
Bucaspor yine taraftar desteği ile maça hızlı başladı ve golü buldu. Sonrası ise can havli ile gerçekleştirilen Konyaspor atakları..
Koray'ın kırmızı kartına değinelim. Cüneyt Çakır yerden göğe kadar haklı. İlk sarı için zaten bir şey söylenemez. Koray ise ikinci sarı için deyim yerindeyse kaşındı.
On kişi kalmanın Bucaspor açısından sıkıntı yaratacağını düşünenler yanıldı. Ben de bu yanılanlardan biriyim. Kırmızı kart erken gelmesine rağmen Bucaspor inanılmaz bir mücadele örneği gösterdi.
Samet Hoca hemen Leko'yu stopere çekti. Bu da bir önlemdi. Ancak sonrasında Beto-Ediz değişikliği ile Ediz'i oraya yerleştirdi ve Mendy'i santrafora aldı.
İkinci yarıya aynı arzu ,istek ile başlayan Bucaspor Erkan ile yakaladığı kontrayı iyi değerlendirdi. Hem kırmızı kart hem penaltı herkese maç Buca'nın dedirtse de futbolda kesin bir şey yok. Bunu bilmek gerek.
Nitekim de öyle oldu. Konyaspor iki yan topla eşitliği sağladı. Zaten maç boyu 3 etkili orta yapan Konyaspor bunların ikisini gol yaptı. Bunda biraz da kaleci Londak'ın hatası var. Çıktığı yan topu alıyor tamam ama çıkılması gereken yan toplara da çıkmak lazım.
Demoralize olan bir Bucaspor olmasına rağmen disiplinin elden bırakılmaması önemli. 2-2 olana kadar Samet Hoca değişikliklerde biraz gecikti. O da farkında ki maç sonu belirtmiş. 2-2 den sonra Konyaspor'un bir yan topu bu defa Londak'tan döndü. Dönen topu maçın adamı Leko yaklaşık 40 metre sürdü ve köşeyi güzel gördü.
Biraz da Cüneyt Çakır'dan bahsedelim..
Otoriter kimliğini kartlarıyla korumaya çalışan bir hakem olduğu biliyoruz. Türk hakemlerimiz içinde bana göre en iyisi diye düşünüyorum. Bizim hakemlerimizin kabiliyetlerini bildiğim için yorumum bu yönde. Hata yapmıyor mu elbette yapıyor..
Bucaspor-Konyaspor maçında biraz kart adaletinde sıkıntı yaşadı. Ancak son dakikada Konyasporlu Ertuğrul'un kırmızısı ikinci sarıdan değil , direkt kırmızı olmalıydı. Ufak bir hata olarak görünebilir ancak bana göre büyük bir hata bu.
Unutmadan Mehmet Batdal'dan bahsedeyim biraz. Bucaspor'un evladı, devre arasında düşme hattındaki en azılı rakip Konyaspor'a gidince tepki toplamıştı camiadan. Her takım olur da neden Konyaspor denmişti?
Batdal da bir açıklama yapmadı bu konu ile ilgili. Maç öncesi takımlar ısınırken göremedim kendisi. Gelmedi mi acaba diye düşünürken yedek kulübesinde gördüm. Maç öncesi ısınmadı ama on sekizdeydi. Devre arası da ısınmadı. Oyuna da girmedi haliyle. Bu da ekstra anekdot olsun.
Özellikle Sivasspor'un da bu hafta kaybetmesi önemli. Ayrıca sezon sonu olası puan eşitliğinde ; Bucaspor Konyaspor'un önünde yer alacak. Çünkü Konya'daki maç 1-1 sona ermişti.
Maçtan değinelim biraz kısa kısa..
Yine maraton tribününde yerini alan ben, şöyle bir stadı kolaçan ettikten sonra gördüm ki kapalı tribün pek dolmuyor. Kasımpaşa maçında da fark ettim bunu. Sebebi tabii ki bilet fiyatları. Stadın tribünlerinin her yerinin kapalı olduğunu belirteyim. Yani maraton tribünü ile kapalı tribün arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Fiziksel anlamda. Maraton ile kapalının aynı fiyatlarda olması Bucaspor Yönetimi'ni eksik bırakmaz. Merak etmesinler. Aksine takımın avantajına olur. Bunu da belirteyim.
Konyaspor taraftarına ayrılan yerin ise tamamı doldu. Bir kafes içerisinde maçı izlediler. Tribünlerin sahaya aşırı yakınlığı nedeniyle çok çok iyi bir önlem bana göre.
Bucaspor yine taraftar desteği ile maça hızlı başladı ve golü buldu. Sonrası ise can havli ile gerçekleştirilen Konyaspor atakları..
Koray'ın kırmızı kartına değinelim. Cüneyt Çakır yerden göğe kadar haklı. İlk sarı için zaten bir şey söylenemez. Koray ise ikinci sarı için deyim yerindeyse kaşındı.
On kişi kalmanın Bucaspor açısından sıkıntı yaratacağını düşünenler yanıldı. Ben de bu yanılanlardan biriyim. Kırmızı kart erken gelmesine rağmen Bucaspor inanılmaz bir mücadele örneği gösterdi.
Samet Hoca hemen Leko'yu stopere çekti. Bu da bir önlemdi. Ancak sonrasında Beto-Ediz değişikliği ile Ediz'i oraya yerleştirdi ve Mendy'i santrafora aldı.
İkinci yarıya aynı arzu ,istek ile başlayan Bucaspor Erkan ile yakaladığı kontrayı iyi değerlendirdi. Hem kırmızı kart hem penaltı herkese maç Buca'nın dedirtse de futbolda kesin bir şey yok. Bunu bilmek gerek.
Nitekim de öyle oldu. Konyaspor iki yan topla eşitliği sağladı. Zaten maç boyu 3 etkili orta yapan Konyaspor bunların ikisini gol yaptı. Bunda biraz da kaleci Londak'ın hatası var. Çıktığı yan topu alıyor tamam ama çıkılması gereken yan toplara da çıkmak lazım.
Demoralize olan bir Bucaspor olmasına rağmen disiplinin elden bırakılmaması önemli. 2-2 olana kadar Samet Hoca değişikliklerde biraz gecikti. O da farkında ki maç sonu belirtmiş. 2-2 den sonra Konyaspor'un bir yan topu bu defa Londak'tan döndü. Dönen topu maçın adamı Leko yaklaşık 40 metre sürdü ve köşeyi güzel gördü.
Biraz da Cüneyt Çakır'dan bahsedelim..
Otoriter kimliğini kartlarıyla korumaya çalışan bir hakem olduğu biliyoruz. Türk hakemlerimiz içinde bana göre en iyisi diye düşünüyorum. Bizim hakemlerimizin kabiliyetlerini bildiğim için yorumum bu yönde. Hata yapmıyor mu elbette yapıyor..
Bucaspor-Konyaspor maçında biraz kart adaletinde sıkıntı yaşadı. Ancak son dakikada Konyasporlu Ertuğrul'un kırmızısı ikinci sarıdan değil , direkt kırmızı olmalıydı. Ufak bir hata olarak görünebilir ancak bana göre büyük bir hata bu.
Unutmadan Mehmet Batdal'dan bahsedeyim biraz. Bucaspor'un evladı, devre arasında düşme hattındaki en azılı rakip Konyaspor'a gidince tepki toplamıştı camiadan. Her takım olur da neden Konyaspor denmişti?
Batdal da bir açıklama yapmadı bu konu ile ilgili. Maç öncesi takımlar ısınırken göremedim kendisi. Gelmedi mi acaba diye düşünürken yedek kulübesinde gördüm. Maç öncesi ısınmadı ama on sekizdeydi. Devre arası da ısınmadı. Oyuna da girmedi haliyle. Bu da ekstra anekdot olsun.
Etiketler:
buca Arena stadı,
bucaspor,
catenaccio,
cüneyt çakır,
konyaspor,
leko,
mehmet batdal,
samet aybaba,
sivasspor,
yeni buca stadı
30 Nisan 2010 Cuma
Fulham:2 Hamburg:1 -- Liverpool:2 A.Madrid:1
Petric o muhteşem golü attığında Fulham'ın işi biter diye düşünüyordum.Finalde görmek istediğim bir takımdı.Ve bunu başardılar.
Cüneyt Çakır'ın yönettiği ve gurur duyduğum bir maç oldu.Haliyle Doğan Babacanlı yılları göremediğim ve Ahmet Çakar'ın Şampiyonlar Ligi yarı final maçlarını hayal meyal hatırladığım için Cüneyt Hoca'yı bu yarı finalde görmek gurur verdi.
69'da Simon Davies dengeyi getirdi.Sonra Macar Zoltan Gera 76'da "biz gidiyoruz finale" dedi.
Hamburg da böylece kendi evinde final oynama şansını kaybetti.

Gelelim Liverpool-A.madrid maçına...
Galatasaray ve Lizbon eşlemelerinde hakemlerin büyük katkısıyla tur atlayan A.Madrid Liverpool'u uzatmada devirdi.
Liverpool 44'te Aquilani öne geçti ve turu eşitledi.Uzatmada ise (95) Benaoyun avantajı Liverpool'a getirse de Forlan buna dur dedi. 102. dakikada A.Madrid için final kapısı açıldı.
Torres yokluğu elbette büyük eksiklik ancak büyük baskı kurdular Madrid karşısında.
Uzatmada 2-0 'ı da buldular ancak Forlan'a engel olamadılar.
Fulham alsın kupayı da bari bu kadar emek boşa gitmesin!

Etiketler:
atletico madrid,
cüneyt çakır,
fulham,
hamburg,
liverpool,
uefa,
Uefa Avrupa Ligi
29 Mart 2010 Pazartesi
Ağır Darbe!
Galatasaray için lig yarışında bu mağlubiyet ağır bir yara oldu. Önemli bir avantajı vardı Galatasaray’ın . Ancak bunu kendi evinde en önemli rakibine karşı kaybetti.
Daha 20. saniyede 1-0 öne geçebilirdi Galatasaray ama olmadı. Fenerbahçe topa daha fazla sahip olsa da etkili ataklar Galatasaray’dan geldi. Ancak pozisyona puan vermiyorlar.
Selçuk uzaydan bir top gönderdi.Leo Franco da içeri aldı.
Derbi maçlarda bulduğunuz zaman pozisyonları harcamayacaksınız. Pozisyon açısından zengin olmayan bir maçta Fenerbahçe istediğini aldı.
Galatasaray taraftarı Leo’ya tepki gösterdi. Sonuna kadar da haklılar. Galatasaray Taffarel ve Mondragon’dan sonra ne yazık ki kaleci konusunda dikiş tutturamadı.
Aykut’a çok şans tanınmadı. O da bazı maçlarda bulduğu şansları iyi kullanamadı. Ancak kaleci alıyorsanız eğer bu tür hataları yapmayacak. Bu kadar tecrübeli bir kaleci böyle bir hata yapamaz. Yapma şansı yok. Verin formayı Ufuk veya Aykut’a . Hata olsa da bırakın hatayı “bizim çocuklar” yapsın. Sezon başından beri bu iki kaleciden biri oynasa Galatasaray için daha hayırlı olurdu. Çünkü Franco’dan hiçbir eksikleri yok.
Bu kalecinin zaten İspanya kariyeri tartışma konusu. Sezon başından beri de bir maçı bir maçına uymuyor. İki Fenerbahçe maçında da mağlubiyetlerde baş rol oynadı . Umarım sezon sonu bavulunu eline verirler. Çünkü Galatasaray taraftarının artık tahammülü kalmadı.
Cüneyt Çakır’a gelelim. Avrupa’daki bir numaralı hakemimiz öyle değil mi?
Büyük hakemseniz bu tür maçları da kaldıracaksınız. Normal şartlarda maçı çok temiz bir şekilde yönetebilirdi Cüneyt Çakır. Çünkü yetenekli bir hakem. Uefa ‘da 1. kategori yapmış bir hakemin yeteneği zaten tartışılmaz. Peki noldu da bu maç kötüydü. Sanırım diyet ödedi.
Bunun başka bir açıklaması yok!
Daha 20. saniyede 1-0 öne geçebilirdi Galatasaray ama olmadı. Fenerbahçe topa daha fazla sahip olsa da etkili ataklar Galatasaray’dan geldi. Ancak pozisyona puan vermiyorlar.
Selçuk uzaydan bir top gönderdi.Leo Franco da içeri aldı.
Derbi maçlarda bulduğunuz zaman pozisyonları harcamayacaksınız. Pozisyon açısından zengin olmayan bir maçta Fenerbahçe istediğini aldı.
Galatasaray taraftarı Leo’ya tepki gösterdi. Sonuna kadar da haklılar. Galatasaray Taffarel ve Mondragon’dan sonra ne yazık ki kaleci konusunda dikiş tutturamadı.
Aykut’a çok şans tanınmadı. O da bazı maçlarda bulduğu şansları iyi kullanamadı. Ancak kaleci alıyorsanız eğer bu tür hataları yapmayacak. Bu kadar tecrübeli bir kaleci böyle bir hata yapamaz. Yapma şansı yok. Verin formayı Ufuk veya Aykut’a . Hata olsa da bırakın hatayı “bizim çocuklar” yapsın. Sezon başından beri bu iki kaleciden biri oynasa Galatasaray için daha hayırlı olurdu. Çünkü Franco’dan hiçbir eksikleri yok.
Bu kalecinin zaten İspanya kariyeri tartışma konusu. Sezon başından beri de bir maçı bir maçına uymuyor. İki Fenerbahçe maçında da mağlubiyetlerde baş rol oynadı . Umarım sezon sonu bavulunu eline verirler. Çünkü Galatasaray taraftarının artık tahammülü kalmadı.
Cüneyt Çakır’a gelelim. Avrupa’daki bir numaralı hakemimiz öyle değil mi?
Büyük hakemseniz bu tür maçları da kaldıracaksınız. Normal şartlarda maçı çok temiz bir şekilde yönetebilirdi Cüneyt Çakır. Çünkü yetenekli bir hakem. Uefa ‘da 1. kategori yapmış bir hakemin yeteneği zaten tartışılmaz. Peki noldu da bu maç kötüydü. Sanırım diyet ödedi.
Bunun başka bir açıklaması yok!
Etiketler:
cüneyt çakır,
fenerbahçe,
galatasaray,
leo franco
4 Ocak 2010 Pazartesi
Bu Sene Olacak!
http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=498
Uzun süredir bir İzmir takımının Super Lig’de boy gösterememesi umarım bu sezon sona erecek.Geçen yıllarda hep play-off maçlarında direkten dönen Altay’ın iyi formu ve bu yıl Bank Asya 1. Ligi’ne yeni yükselen Bucaspor’un inanılmaz yükselişi umut verici…
Bucaspor demişken ; bu kısıtlı bütçe ile yeni yükselmiş bir takım olmasına karşın, hatta üstüne ilk yarının ortalarında bir de teknik direktör değiştirmesine karşın tecrübeli futbolcularıyla iyi bir form grafiği yakaladılar. Kendi evinde müthiş bir tablo sergileyen Bucaspor’un tek eksiği deplasman maçlarındaki kötü grafik.
Şu ara transfer gündeminde de Mehmet Batdal var.Trabzonspor istiyor.Bucaspor Yönetimi’nin istediği miktar ise 500 bin lira.Ben gitmemesinden yanayım.Hoş , gitse de takım havasından bir şey kaybeder mi? Bence kaybetmez.Ancak Mehmet Batdal’ın Super Lig yolunda çok önemli bir silah olduğu kanısındayım.
Eski Fenerbahçeli Nielsen’in tavsiyesiyle takımın Antalya kampına Danimarkalı bir oyuncu katıldı. Ayrıca Kazak Milli Takım oyuncusu Kukeyev de kampta.İki futbolcu deneniyor.Beğenilirse anlaşma sağlanacak.Umarım Super Lig yolunda faydalı transferler olur.Uzun bir süreçten sonra bir İzmir takımının Super Lig’e yükselmesi en büyük isteğim.
Ahmet Çakar “İzmirliler futbolu sevmiyor” diyor.Buna katılmak mümkün değil.Bu kanıya nerden vardı? Onu da Ahmet Hoca’ya sormak lazım.Eğer uzun bir süredir Super Lig’de bir İzmir takımının olmamasına bu konuyu bağlıyorsan, çok yanlış bir cümle kullanmışsın Ahmet Çakar.
Oğuz Sarvan konuştu…
Devre arası hakem semineri de olmasa Oğuz Sarvan’ı gören, duyan olmayacaktı.İyi ki devre arası gelmiş.Düşüncelerini bizlerle paylaştı Merkez Hakem Kurulu Başkanı.
Herkesin söylediği,aynı fikirde olduğu “hakemlerimiz faullerde ve disiplin olaylarında standart tutturamadılar” sözünü beyan etti.Söylenmesi gereken de buydu.”Hakemlerimiz iyi,hiçbir sorun yok” da diyebilirdi.Çok şükür öyle bir kelime işitmedik.Sadece duyduğumuz “geçen seneye göre iyiler açıklaması”.Burada dili sürçmüş olabilir…
Cüneyt Çakır’ın 1. kategori hakemi olması gerçekten uzun aralar sonra çok dikkat çekici bir gelişme.Tabii bunun yanında Selçuk Dereli’nin hakemliği bırakması da ayrı bir durum.Selçuk Dereli kimse de hata aramayacak.Önce kendine bakması gerekiyor.Çünkü herkesten çok O nerede hata yaptığını daha iyi bilir.Hep diyoruz ya “hakem standartı” .İşte sanırım orada bir sıkıntısı vardı.
Uefa öyle kimsenin gözünün yaşına bakmaz.Örneğin Cüneyt Çakır için “maçta çok kart gösteriyor” yorumları var.Adamın standartı bu.Her yerde aynı tip pozisyonlara belli disiplin cezaları uygulamaya çalışıyor.Türkiye’de de aynı,Avrupa’da da aynı.Olması gereken de bu.Ligimizde olsun,Avrupa’da olsun belli maçlarda bazı hatalar yapmış olabilir.Ancak Uefa bir hakemi kolay kolay 1. kategori hakemi yapmaz.Ayrıca Bülent Yıldırım’ı da 2. kategoriye terfi ettiği için kutlamak lazım.Umarım bu iyiye doğru giden tablo diğer hakem arkadaşlara da yansır.2. yarı sadece futbolun konuşulduğu bir lig olur…
Uzun süredir bir İzmir takımının Super Lig’de boy gösterememesi umarım bu sezon sona erecek.Geçen yıllarda hep play-off maçlarında direkten dönen Altay’ın iyi formu ve bu yıl Bank Asya 1. Ligi’ne yeni yükselen Bucaspor’un inanılmaz yükselişi umut verici…
Bucaspor demişken ; bu kısıtlı bütçe ile yeni yükselmiş bir takım olmasına karşın, hatta üstüne ilk yarının ortalarında bir de teknik direktör değiştirmesine karşın tecrübeli futbolcularıyla iyi bir form grafiği yakaladılar. Kendi evinde müthiş bir tablo sergileyen Bucaspor’un tek eksiği deplasman maçlarındaki kötü grafik.
Şu ara transfer gündeminde de Mehmet Batdal var.Trabzonspor istiyor.Bucaspor Yönetimi’nin istediği miktar ise 500 bin lira.Ben gitmemesinden yanayım.Hoş , gitse de takım havasından bir şey kaybeder mi? Bence kaybetmez.Ancak Mehmet Batdal’ın Super Lig yolunda çok önemli bir silah olduğu kanısındayım.
Eski Fenerbahçeli Nielsen’in tavsiyesiyle takımın Antalya kampına Danimarkalı bir oyuncu katıldı. Ayrıca Kazak Milli Takım oyuncusu Kukeyev de kampta.İki futbolcu deneniyor.Beğenilirse anlaşma sağlanacak.Umarım Super Lig yolunda faydalı transferler olur.Uzun bir süreçten sonra bir İzmir takımının Super Lig’e yükselmesi en büyük isteğim.
Ahmet Çakar “İzmirliler futbolu sevmiyor” diyor.Buna katılmak mümkün değil.Bu kanıya nerden vardı? Onu da Ahmet Hoca’ya sormak lazım.Eğer uzun bir süredir Super Lig’de bir İzmir takımının olmamasına bu konuyu bağlıyorsan, çok yanlış bir cümle kullanmışsın Ahmet Çakar.
Oğuz Sarvan konuştu…
Devre arası hakem semineri de olmasa Oğuz Sarvan’ı gören, duyan olmayacaktı.İyi ki devre arası gelmiş.Düşüncelerini bizlerle paylaştı Merkez Hakem Kurulu Başkanı.
Herkesin söylediği,aynı fikirde olduğu “hakemlerimiz faullerde ve disiplin olaylarında standart tutturamadılar” sözünü beyan etti.Söylenmesi gereken de buydu.”Hakemlerimiz iyi,hiçbir sorun yok” da diyebilirdi.Çok şükür öyle bir kelime işitmedik.Sadece duyduğumuz “geçen seneye göre iyiler açıklaması”.Burada dili sürçmüş olabilir…
Cüneyt Çakır’ın 1. kategori hakemi olması gerçekten uzun aralar sonra çok dikkat çekici bir gelişme.Tabii bunun yanında Selçuk Dereli’nin hakemliği bırakması da ayrı bir durum.Selçuk Dereli kimse de hata aramayacak.Önce kendine bakması gerekiyor.Çünkü herkesten çok O nerede hata yaptığını daha iyi bilir.Hep diyoruz ya “hakem standartı” .İşte sanırım orada bir sıkıntısı vardı.
Uefa öyle kimsenin gözünün yaşına bakmaz.Örneğin Cüneyt Çakır için “maçta çok kart gösteriyor” yorumları var.Adamın standartı bu.Her yerde aynı tip pozisyonlara belli disiplin cezaları uygulamaya çalışıyor.Türkiye’de de aynı,Avrupa’da da aynı.Olması gereken de bu.Ligimizde olsun,Avrupa’da olsun belli maçlarda bazı hatalar yapmış olabilir.Ancak Uefa bir hakemi kolay kolay 1. kategori hakemi yapmaz.Ayrıca Bülent Yıldırım’ı da 2. kategoriye terfi ettiği için kutlamak lazım.Umarım bu iyiye doğru giden tablo diğer hakem arkadaşlara da yansır.2. yarı sadece futbolun konuşulduğu bir lig olur…
Etiketler:
ahmet çakar,
bucaspor,
cüneyt çakır,
izmir,
oğuz sarvan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)