Buca Arena'da kritik bir randevuydu. Bucaspor , rakibi Konyaspor'u devirerek önemli bir avantaj yakaladı diyebiliriz.
Özellikle Sivasspor'un da bu hafta kaybetmesi önemli. Ayrıca sezon sonu olası puan eşitliğinde ; Bucaspor Konyaspor'un önünde yer alacak. Çünkü Konya'daki maç 1-1 sona ermişti.
Maçtan değinelim biraz kısa kısa..
Yine maraton tribününde yerini alan ben, şöyle bir stadı kolaçan ettikten sonra gördüm ki kapalı tribün pek dolmuyor. Kasımpaşa maçında da fark ettim bunu. Sebebi tabii ki bilet fiyatları. Stadın tribünlerinin her yerinin kapalı olduğunu belirteyim. Yani maraton tribünü ile kapalı tribün arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Fiziksel anlamda. Maraton ile kapalının aynı fiyatlarda olması Bucaspor Yönetimi'ni eksik bırakmaz. Merak etmesinler. Aksine takımın avantajına olur. Bunu da belirteyim.
Konyaspor taraftarına ayrılan yerin ise tamamı doldu. Bir kafes içerisinde maçı izlediler. Tribünlerin sahaya aşırı yakınlığı nedeniyle çok çok iyi bir önlem bana göre.
Bucaspor yine taraftar desteği ile maça hızlı başladı ve golü buldu. Sonrası ise can havli ile gerçekleştirilen Konyaspor atakları..
Koray'ın kırmızı kartına değinelim. Cüneyt Çakır yerden göğe kadar haklı. İlk sarı için zaten bir şey söylenemez. Koray ise ikinci sarı için deyim yerindeyse kaşındı.
On kişi kalmanın Bucaspor açısından sıkıntı yaratacağını düşünenler yanıldı. Ben de bu yanılanlardan biriyim. Kırmızı kart erken gelmesine rağmen Bucaspor inanılmaz bir mücadele örneği gösterdi.
Samet Hoca hemen Leko'yu stopere çekti. Bu da bir önlemdi. Ancak sonrasında Beto-Ediz değişikliği ile Ediz'i oraya yerleştirdi ve Mendy'i santrafora aldı.
İkinci yarıya aynı arzu ,istek ile başlayan Bucaspor Erkan ile yakaladığı kontrayı iyi değerlendirdi. Hem kırmızı kart hem penaltı herkese maç Buca'nın dedirtse de futbolda kesin bir şey yok. Bunu bilmek gerek.
Nitekim de öyle oldu. Konyaspor iki yan topla eşitliği sağladı. Zaten maç boyu 3 etkili orta yapan Konyaspor bunların ikisini gol yaptı. Bunda biraz da kaleci Londak'ın hatası var. Çıktığı yan topu alıyor tamam ama çıkılması gereken yan toplara da çıkmak lazım.
Demoralize olan bir Bucaspor olmasına rağmen disiplinin elden bırakılmaması önemli. 2-2 olana kadar Samet Hoca değişikliklerde biraz gecikti. O da farkında ki maç sonu belirtmiş. 2-2 den sonra Konyaspor'un bir yan topu bu defa Londak'tan döndü. Dönen topu maçın adamı Leko yaklaşık 40 metre sürdü ve köşeyi güzel gördü.
Biraz da Cüneyt Çakır'dan bahsedelim..
Otoriter kimliğini kartlarıyla korumaya çalışan bir hakem olduğu biliyoruz. Türk hakemlerimiz içinde bana göre en iyisi diye düşünüyorum. Bizim hakemlerimizin kabiliyetlerini bildiğim için yorumum bu yönde. Hata yapmıyor mu elbette yapıyor..
Bucaspor-Konyaspor maçında biraz kart adaletinde sıkıntı yaşadı. Ancak son dakikada Konyasporlu Ertuğrul'un kırmızısı ikinci sarıdan değil , direkt kırmızı olmalıydı. Ufak bir hata olarak görünebilir ancak bana göre büyük bir hata bu.
Unutmadan Mehmet Batdal'dan bahsedeyim biraz. Bucaspor'un evladı, devre arasında düşme hattındaki en azılı rakip Konyaspor'a gidince tepki toplamıştı camiadan. Her takım olur da neden Konyaspor denmişti?
Batdal da bir açıklama yapmadı bu konu ile ilgili. Maç öncesi takımlar ısınırken göremedim kendisi. Gelmedi mi acaba diye düşünürken yedek kulübesinde gördüm. Maç öncesi ısınmadı ama on sekizdeydi. Devre arası da ısınmadı. Oyuna da girmedi haliyle. Bu da ekstra anekdot olsun.
mehmet batdal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet batdal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2011 Pazar
21 Temmuz 2010 Çarşamba
Hazırlık..
Önce kadrolara bir bakalım. Galatasaray özellikle yabancılarından yoksun çıktı sahaya. Neill ve Baros özellikle…
İkisinin de takıma ne derecede katkı verdiğini biliyoruz.
Fenerbahçe ise daha derli toplu ve neredeyse tam kadroydu.
Aykut Kocaman ‘ın uyguladığı sistemde Alex’in verimliliğin azalması olası gözüküyor. Çünkü Sayın Kocaman ileride bir pivot santrafor düşüncesinde ve O’nun sağı ve soluna hızlı adamlar…
Bu hızlı adamlar Stoch ve Dia olacak muhtemelen. Ama bu sistemde şu Gökhan Ünal olmaz. Alex’ten faydalanmanız da çok zor.
Çünkü bir nevi 4-3-3 gibi oynamaya çalışan bir ekipte Alex kendine yer bulamaz. Verimliliği çok çok azalır. Top dağıtma işini bile ilk yarı yapamadı. Her an oyunu , skoru değiştirebilir yetenekte bir oyuncu kabul ediyorum. Ancak bazı futbolcuların da oyun tarzını siz teknik direktör olarak değiştiremezsiniz. Bu hem Alex’e hem de Fenerbahçe’ye zarar verir.
Galatasaray’a bakarsak kadro eksikliği olmasına rağmen 2. yarı neredeyse tek kale oynadı.
Cana daha hazır değil. Mehmet Batdal geçtiğimiz hazırlık maçlarına oranla durgundu bu maçta.
Ali Turan sırıttı. Şu görüntüde o bölgede Sabri’den vazgeçilmeyecek gibi gözüküyor.
Musa çok top kaybetti ve yorgun gözüktü.
Arda etkiliydi. İki de güzel vuruş yaptı ama olmadı.
Serdar Özkan ise eski görüntüsünde. Hızlı , adam geçiyor ama işte o son paslar yok. Bitiricilik yok.
Serkan Kurtuluş’a da ayrı değinelim. İnsan biraz ilerleme kaydeder. Gayret gösterir. Hayır! Serkan geldiğinde neyse şu anda da o. Anlam veremiyorum.
Aslına bakarsanız Rijkaard tam bir hazırlık maçı gibi görmüş oyunu ki doğru olan da budur.
Aykut Kocaman için aynı şeyleri söylemek zor.87. dakikadan sonra yapılan değişiklikler de neyin nesi?
Özellikle 2. yarı takımını bir Anadolu takımı gibi oynatması kabul edilemez.
Hakeme ise şu yönden değinelim. İçeri gitme sebebi eğer taraftarların güvenlik problemi nedeniyse hak veririm. Aksi takdirde kendisini anlamış değilim.
Nihayetinde bir hazırlık maçı. Derbi olabilir ancak bu kadar büyütmemek lazım. Çok kurmuş içinde maçı.Artık O’na ne anlattılarsa?
*jaglersport.com yazımdır.
İkisinin de takıma ne derecede katkı verdiğini biliyoruz.
Fenerbahçe ise daha derli toplu ve neredeyse tam kadroydu.
Aykut Kocaman ‘ın uyguladığı sistemde Alex’in verimliliğin azalması olası gözüküyor. Çünkü Sayın Kocaman ileride bir pivot santrafor düşüncesinde ve O’nun sağı ve soluna hızlı adamlar…
Bu hızlı adamlar Stoch ve Dia olacak muhtemelen. Ama bu sistemde şu Gökhan Ünal olmaz. Alex’ten faydalanmanız da çok zor.
Çünkü bir nevi 4-3-3 gibi oynamaya çalışan bir ekipte Alex kendine yer bulamaz. Verimliliği çok çok azalır. Top dağıtma işini bile ilk yarı yapamadı. Her an oyunu , skoru değiştirebilir yetenekte bir oyuncu kabul ediyorum. Ancak bazı futbolcuların da oyun tarzını siz teknik direktör olarak değiştiremezsiniz. Bu hem Alex’e hem de Fenerbahçe’ye zarar verir.
Galatasaray’a bakarsak kadro eksikliği olmasına rağmen 2. yarı neredeyse tek kale oynadı.
Cana daha hazır değil. Mehmet Batdal geçtiğimiz hazırlık maçlarına oranla durgundu bu maçta.
Ali Turan sırıttı. Şu görüntüde o bölgede Sabri’den vazgeçilmeyecek gibi gözüküyor.
Musa çok top kaybetti ve yorgun gözüktü.
Arda etkiliydi. İki de güzel vuruş yaptı ama olmadı.
Serdar Özkan ise eski görüntüsünde. Hızlı , adam geçiyor ama işte o son paslar yok. Bitiricilik yok.
Serkan Kurtuluş’a da ayrı değinelim. İnsan biraz ilerleme kaydeder. Gayret gösterir. Hayır! Serkan geldiğinde neyse şu anda da o. Anlam veremiyorum.
Aslına bakarsanız Rijkaard tam bir hazırlık maçı gibi görmüş oyunu ki doğru olan da budur.
Aykut Kocaman için aynı şeyleri söylemek zor.87. dakikadan sonra yapılan değişiklikler de neyin nesi?
Özellikle 2. yarı takımını bir Anadolu takımı gibi oynatması kabul edilemez.
Hakeme ise şu yönden değinelim. İçeri gitme sebebi eğer taraftarların güvenlik problemi nedeniyse hak veririm. Aksi takdirde kendisini anlamış değilim.
Nihayetinde bir hazırlık maçı. Derbi olabilir ancak bu kadar büyütmemek lazım. Çok kurmuş içinde maçı.Artık O’na ne anlattılarsa?
*jaglersport.com yazımdır.
Etiketler:
arda turan,
aykut kocaman,
catenaccio,
fenerbahçe,
galatasaray,
jaglersport.com,
lorik cana,
mehmet batdal,
serdar özkan
18 Mayıs 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

