20 Aralık 2009 Pazar

Stres ve Keita!

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=489

İki tarafa giden-gelen bir maç oldu.Önce Galatasaray kanatlara indi, pozisyon üretti.Bunları değerlendiremedi.Kimisi de ofsayta takıldı.Oyunun ikinci bölümünde bu sefer Gençlerbirliği inanılması zor pozisyonları harcadı.Sonrasında ise son sözü Elano-Keita-Kewell üçlüsü söyledi.

Galatasaray zor da olsa üç puanı aldı.Zor oldu çünkü Galatasaray eskisi gibi golü erken bulamıyor.Bu sefer takım,tribündeki taraftar strese giriyor.Üstüne bir de hakem eklenince iş çıkılmaz bir hal alıyor.

Ancak Galatasaray’ın defansif zaafları böyle giderse başına dert açmaya devam edecek.Defans dörtlüsünün Servet dışında sürekli değişkenlik göstermesi bir uyum problemini de yanında getiriyor.

Bu duruma devre arasında acil çözüm lazım.Özellikle Uefa’daki maçlar bu zaaflarla hezimet olur.Eşleşmeye bakarsak Atletico Madrid güçlü bir ekip.Her ne kadar bu sezon istedikleri düzeyde olmasalar da bana göre Galatasaray’da istenilen düzeyde değil.Ama özellikle Baros’un dönecek olması ve birkaç takviye Galatasaray’ı daha iyi bir duruma getirecektir.

Keita’yı değerlendirecek olursak müthiş bir futbolcu.Takımı bir anda ateşleyen , dikine oynayan , hızı ile rakibin başı döndüren bir adam.Galatasaray için bir handikap da Keita’nın Ocak ayının sonlarında başlayacak olan Afrika Uluslar Kupası’na gidecek olması.Fil Dişi ekibinin ne kadar ilerleyeceği bilinmez ama yaklaşık bir ay kadar olmayacak Keita. Bu da Galatasaray için bir dezavantaj.

Galatasaray- Gençlerbirliği maçının hakemi Kuddisi Müftüoğlu’na değinecek olursak; ilginç standartları olan bir hakem.Aynı tip iki pozisyondan birine faul çalıyor, diğerine devam diyor.Yani bu nasıl bir adalet, nasıl bir hakem standartı…
Keita’ya yapılan hareketin cezası sanırım dünyanın her bölgesinde kırmızı karttır.Ama bizim ülkemizin hakemleri farklı işte.Her yerde farklarını ortaya koyuyorlar.Özellikle ilk yarıyı 44:56 ‘ da bitirmesi harikaydı!
Dayanamadı her halde…

Ancak bir yardımcı hakem izledim.Gerçekten inanılmaz pozisyonları süzdü.İsmail Şencan…
Sanırım herkesin takdirini topladı.Bu formu umarım devam eder.Çünkü bizim bu tür hakemlere ihtiyacımız var.Demek bazı şeyler isteyince oluyor.Çalışınca oluyor.Darısı orta hakemlerimizin başına…

18 Aralık 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi eşleşmeleri...

RUBIN KAZAN - HAPOEL TEL AVIV
ATLETICO BILBAO - ANDERLECHT
KOPENHAG - MARSILYEA
PANATHINAIKOS - ROMA
ATLETICO MADRID - GALATASARAY
AJAX - JUVENTUS
BRUGE - VALENCIA
FULHAM - SHAKHTAR DONETSK
LIVERPOOL - UNIREA URZICENI
HAMBURG - PSV EINDHOVEN
VILLARREAL - WOLFSBURG
STANDARD LIEGE - SALZBURG
FC TWENTE - WERDER BREMEN
LILLE - FENERBAHÇE
EVERTON - SPORTING LISBON
HERTHA BERLIN - BENFICA

Sonraki Tur Eşleşmeleri:

HAMBURG - PSV / A.BILBAO - ANDERLECHT
R.KAZAN - HAPOEL TEL AVIV / VILLAREAL - WOLFSBURG
A.MADRID - GALATASARAY / EVERTON - SPORTING
HERTHA BERLIN - BENFICA / KOPENHAG - MARSİLYA
PANATHINAIKOS - ROMA / S.LIEGE - SALZBURG
LILLE - FENERBAHÇE / LIVERPOOL - UNIERA URCIZENI
AJAX - JUVENTUS / FULHAM - SHAKTAR
CLUB BRUGGE - VALENCIA / TWENTE - W.BREMEN

Şampiyonlar Ligi 2. tur eşleşmeleri...

Kuralar çekildi...

STUTTGART - BARCELONA

OLYMPIACOS - BORDEAUX

INTER - CHELSEA

BAYERN MÜNİH - FIORENTINA

CSKA MOSKOVA - SEVILLA

LYON - REAL MADRID

PORTO - ARSENAL

MILAN - MANCHESTER UNITED

17 Aralık 2009 Perşembe

Şampiyonlar Ligi potlar...


SERİBAŞI

Bordeaux (Fransa)
M.United (İngiltere)
Real Madrid (İspanya)
Chelsea (İngiltere)
Fiorentina (İtalya)
Barcelona (İspanya)
Sevilla (İspanya)
Arsenal (İngiltere)

SERİBAŞI OLMAYANLAR

B.Münih (Almanya)
CSKA Moskova (Rusya)
AC Milan (İtalya)
Porto (Portekiz)
Olympique Lyon (Fransa)
Inter (İtalya)
VfB Stuttgart (Almanya)
Olympiakos (Yunanistan)

* Seribaşı takımlar ilk maçlarını deplasmanda oynayacak.
* Çeyrek final ve yarı final kuralarında seribaşı uygulaması olmayacak.
* 1.turda aynı grupta yer almış iki takım 2.turda karşı karşıya gelemeyecek.

12 Aralık 2009 Cumartesi

Döner bu maç Döner!!!

Galatasaray maça iyi başlamış, kanatlardan geliyor.Rakibi tam baskı altına almaya başlarken kalesinde golü görüyor.Anlamsız uygulanan bir ofsayt taktiği.Daha doğrusu uygulanamayan…

Oyundan yine kopmuyor, tam dengelerken bu sefer ikinci golü kalenizde görüyorsunuz.Şartlar iyice ağırlaşmış durumda.Haftalardır gelmeyen galibiyet üstüne bir de Antalya deplasmanında iki farklı geridesiniz. Ama Galatasaray istekli.Her ne kadar santraforsuz başlasa da Kewell Leeds’teki günlerindeki gibi ; en ileride iyi durumda.Yalçınla boğuşuyor, kafa vuruyor.”Döner bu maç döner “diyorsunuz…

En sonunda sol ayağıyla müthiş bir füze çıkarıyor ve Keita farkı bire indiriyor.

Baktığınızda fitili böyle ateşledi Galatasaray.Hiç demoralize olmadı.Arka tarafı berbat durumda ancak mücadele ediyor.O ışığı görüyorsunuz.Bu ışık Elano ile birleşince beraberlik golü geldi..Hemen ardından Keita’nın müthiş asistini Kewell geri çevirmedi.

Galatasaray Antalya’da o üzerindeki baskıyı attı.Takıma bir rahatlama geldi şimdi.Haftalardır süren o stres,hem de çok zora giren bir maçta sona erdi.

Gençlerbirliği maçında sonra iş biraz yönetime düşecek.Haldun Üstünel biraz fazla mesai yapacak.Bu takıma bir stoper şart.Servet’in partneri artık değişmeyen bir isim olmalı.Gökhan Zan’dan umutlar kesilsin.İyi bir stoper ,Servet ile birlikte Galatasaray’ın o bölgedeki sorununu çözecektir.Çünkü o bölge tüm takım savunmasına da yansıyor.

Sanırım bir takviyede forvet hattına olacak.Nonda iyi ,güzel ,hoş da oynamadı mı da takımı adeta bozuyor..Antalya maçında çok kötüydü.Baros’un sakatlığı çok etkiledi takımı.Sanırım o bölge için de bir çalışma yapılıyor…

Her ne kadar taraftar Sabri’ye kızsa da ben iki haftadır arıyorum Sabri’yi.Belki bazı şutları
tribüne gidiyor, bazı ortaları saç baş yolduruyor.


Ancak o sağ kanattaki verimliliği,hızı çok hissedildi.Sabri’nin her hareketi eleştirilir.Ama hızı ve rakibi bozma becerisine kesinlikle haksızlık yapılıyor.Uğur ve Sabri çok farklı oyuncular.İkisinin de ayrı meziyetleri var.Ancak Galatasaray’ın şu oyun formatında Sabri o bölgede olmalı..Yokluğunda bu daha net görüldü.Antalya maçında Keita üç kişi ile boğuşurken örneğin yanında Uğur’u hiç göremedik.Bu tip pozisyonlarda yapılan bindirmeler çok önemli.Rijkaard çözer bu işi diyelim, bitirelim…

8 Aralık 2009 Salı

İyi niyet, iyi niyet de nereye kadar!

Bu hafta maçın analizi yazmayacağım.Çünkü bana göre Türk Futbolu’nda konuşulması gereken, halletmemiz gereken daha başka şeyler var.

Bana göre “maç sonuçlarını hakem hatalarına bağlamayın” sözü kadar çağ dışı bir söz yok.Bugün günümüz futbolunda , her takımın her takımı yenebildiği bir ortamda o ufak detaylar o kadar önemli ki.Mourinho’nun sözlerini bir hatırlayın lütfen.

Hep söylenen klişe söz var ya: “ Hakemler iyi niyetli”. Ben inanmıyorum artık.İyi niyet, iyi niyet de nereye kadar?
Yani bu kadar formuz bir hakem topluluğu daha önce görmedim.Adeta basiretleri bağlanmış bir şekilde maç yönetenler topluluğu.
Hüseyin Göçek’in son hali içler acısı.1 metre önündeki pozisyonu göremiyor.Hem de iki kez bu tip pozisyonda köşe vuruşunu aut veriyor.Seyirciyi tahrik etmek için elinden geleni yapıyor.

Selçuk Dereli Kayserispor-Bursaspor maçına çıkıyor.Maça hükmedemiyor.
FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır bu hafta bir Kasımpaşa- Sivasspor maçı yönetiyor.Verdikleri kararları sadece özet görüntülerden görseniz inanamazsınız.Bir maç bu kadar elden kaçırılır.

Geçen haftaki Manisaspor-Kayserispor maçı Suat Arslanboğa Cangele’yi oyundan attı, tarihe geçti.İzleyin görün.
İmrenerek izlediğim Bünyamin Gezer’den , Fırat Aydınus’tan bu sene eser yok.Daha say say bitmez.

Bu yönetimler milyon dolarlarla kuruyorlar bu takımları.Ligin dibinden tepsine kadar bu takımların kaderleriyle oynamaya kimin ne hakkı var?
Tamam da bunun sorumlusu kim arkadaş.Bir takım kötü gittiği zaman, o takımın teknik ekibi, başkanı eleştiri yağmuruna tutuluyorsa Merkez Hakem Komitesi de çıkıp bir açıklama yapacak.Bir kişi, iki kişi değil nerdeyse tüm hakemler anlamsız bir düzeyde seyrediyorlar.

Oğuz Sarvan kaç aydır basının, televizyonun karşısında değil.Neden acaba ? Çıkın bir açıklama yapın.
Bu ülkenin Futbol Federasyonu ne iş yapıyor?
İki ayı geçti, üçüncü aya yaklaşıyoruz daha Milli Takım Hocamızı bulamadık.Birini neler olduğuna dair çıkıp açıklama yapması gerekiyor.

Tek bir ağızdan konuşun…

Aziz Yıldırım’ın açıklamaları bomba etkisi yarattı.Geçen sene buna benzer bir açıklama Adnan Polat’tan , daha öncesi de Yıldırım Demirören’den gelmişti.Canı yananlar çıkıp konuşuyor.Hepsi tek tek konuşuyor.Çıkın tüm kulüpler olarak bir açıklama yapın.Bunun sonu nereye varacak?

Aziz Başkan hakemlerden şikayetçi.Herkes şikayetçi.Formsuz olduklarını söylüyor .Haklı.
Ancak Fenerbahçe Beşiktaş maçından ne kadar şikayetçiyse, Galatasaray da Fenerbahçe derbisinden bir o kadar şikayetçi.Ben bunları da söylemesini beklerdim.Diğer maçlarda daha neler oluyor? Birazı yazmaya çalıştım.Ama daha neleri var?Bunların tüm kulüpler tarafından tek bir ağızdan belirtilmesi gerekir.Kulüpler Birliği’ni kastetmiyorum.Canı yanan feryat ederse bir sonuca varamayız.

Kamuoyu rahatsız.Herkesin kafası karışık.Bu karışıklığa kim son verecek onu da bilmiyorum ama sonumuz bu anlayışla iyi değil benden söylemesi…

4 Aralık 2009 Cuma

2010 Dünya Kupası Gruplar...

Gruplar belli oldu.Bana göre ölüm grubu falan yok ortada ancak Breziya'nın grubu biraz çekişmeli olacak gibi...


Group A: South Africa, Mexico, Uruguay, France

Group B: Argentina, Nigeria, Korea Republic, Greece

Group C: England, USA, Algeria, Slovenia

Group D: Germany, Australia, Serbia, Ghana

Group E: Netherlands, Denmark, Japan, Cameroon

Group F: Italy, Paraguay, New Zealand, Slovakia

Group G: Brazil, Korea DPR, Côte d'Ivoire, Portugal

Group H: Spain, Switzerland, Honduras, Chile

İlk maç ev sahibi Güney Afrika ile Meksika arasında 11 Haziran'da...






***Gecenin sunucusu "Charlize Theron"




***Charlize Theron yeni tasarlanan topu "Jabulani" yi tanıtırken...

GALATASARAY: 1 - 0 PANATHINAIKOS


Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Ivan Bebek, Tomislav Petroviç, Tomislav Petka (Hırvatistan)

Galatasaray: Franco, Sabri, Gökhan (Dk. 30 Barış), Servet, Hakan, Mehmet Topal, Mustafa, Elano (Dk. 73 Ayhan), Arda, Kewell (Dk. 63 Keita), Nonda

Panathinaikos: Tzorvas, Vintra, Sarriegi, Kante, Darlas (Dk. 46 Spiropoulos), Simao, Katsouranis (Dk. 62 Hristodoulopoulos), Gilberto, Karagounis (Dk. 73 Ninis), Rukavina, Cisse

Gol: Dk. 49 Mustafa (Galatasaray)

Sarı Kartlar: Dk. 24 Arda, Dk. 44 Kewell, Dk. 90 Mustafa (Galatasaray), Dk. 41 Darlas, Dk. 53 Cisse (Panathinaikos)

Lider kapamak çok önemliydi.İstediğimiz de oldu.Artık son 32'yi düşünelim ve lige dönelim.

Hırvat hakemlere ayrı parantez(!)...
yeterli değiller sadece bu kadar...


2 Aralık 2009 Çarşamba

2010 Dünya Kupası Torbalar belli oldu...

FIFA potları açıkladı işte liste:

Pot 1:Brazil, Spain, Netherlands, Italy, Germany, Argentina ,England,South Afrika(host)

Pot 2:from Asia (Australia, Japan, Korea DPR, Korea Republic),
from North, Central America and the Caribbean (Honduras, Mexico, USA) and
from Oceania (New Zealand)

Pot 3:from Africa (Algeria, Cameroon, Côte d’Ivoire, Ghana, Nigeria) and
from South America (Chile, Paraguay, Uruguay)

Pot 4:European teams (Denmark, France, Greece, Portugal, Serbia, Slovakia, Slovenia and Switzerland)

Kura çekimi 4 Aralık Cuma günü Cape Town'da gerçekleştirilecek ve 19.00'da başlayacak.

Töreni Charlize Theron sunacak.

30 Kasım 2009 Pazartesi

Tatil erken mi başladı?

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=474

İki takımında bana göre kötü oynadığı , Galatasaray’ın bol tekme yediği maçta Bursaspor rakibini yakaladı.İki takımda kötü diyorum ancak Galatasaray kötünün de kötüsü bir oyun ortaya koydu.Lig başında “ Galatasaray 4-6-0 şeklinde oynuyor” diyen kesime buradan sesleniyorum.Bursaspor maçında gördünüz mü
4-6-0 ‘ı ?

Nonda 65 dakika kenarda oturdu.Arda iki tane kule gibi stoperin arasında kayboldu.Durum böyle olunca ne üretkenliğiniz kalıyor, ne de skoru lehinize çevirecek gücünüz.Bu tür maçlarda bir anda maçı çevirecek isimlerin ön plana çıkması gerekiyor.Her ne kadar Elano istenilen düzeyde olması bile araya bırakacağı bir top skoru değiştirebilir.Ama O’da oyuna geç dahil oldu.

Tabii Galatasaray’ın oyununu sahada bozan da bir Bursaspor vardı.Çok iyi olmasalarda ilk yarı üretkenlik anlamında iyiydiler.Baktığınız zaman defansı da takım olarak iyi yapan bir takım.Bunun da meyvesini alıyorlar.

Bir kere şunu unutmamak lazım; eğer defansınız iyiyse ve takım olarak iyi bir savunma anlayışınız varsa istenilen sonuca her türlü ulaşabilirsiniz.

Örneğin; Beşiktaş örneği…
Ferrari’nin aşısı inanılmaz tuttu.Yanına Sivok da gelse İ.Toraman da gelse fark etmiyor.Çünkü asıl önemli olan takım olarak bir şeyler yapmanız.Sezon başı kötü olan ama şu aralar toparlanan Fink ve her zaman olağanüstü işler yapan Ernst’in katkısı inanılmaz boyutta.
Lige havlu attı denilen Beşiktaş’ın durumunu görüyoruz..Taşlar yerine oturmuş vaziyette.

Beşiktaş maçına kadar az gol yiyen Fenerbahçe ‘yi Bilica’nın olmayışı ve Emre’nin yokluğu ne hale soktu herkes gördü.Özellikle zorluk derecesi yüksek maçlarda bu tip durumlar görüle biliniyor.Biraz direnç Fenerbahçe’yi yıktı.2 haftada yenen 6 gol var ortada.

Futboldan nasibini almayanlar…

Eleştiri elbette olacaktır.Ancak bugün Rijkaard ve ekibini acımasızca eleştirenler futboldan nasibini almamış kesimdir.Bugün şehir değiştirdiğinizde bile uyum sorunu yaşıyorsunuz.Bir futbolcuyu,bir teknik adamı eleştirirken herkesin daha dikkatli,daha yapıcı olması gerekiyor.Hayatlarında tribüne çıkmamış, o yeşil zemine basmamış, futbol topuna dokunmamış,kasığı hiç çekmemiş insanların anlamsız yorumlarını bu yüzden anlamıyorum.

Rijkaard’ın neden Hollanda’ya uçtuğunu bilmeden yorum yapanlar hala neden ekranlarda bunu da tabii sorgulamak lazım..

26 Kasım 2009 Perşembe

Şampiyonlar Ligi gecenin sonuçları(25 Kasım 2009)

MANCHESTER UNITED: 0 - BEŞİKTAŞ: 1

Gol:Dk. 20 Tello (Beşiktaş)

İnsanın daha önce nerdeydin kartal diyesi geliyor.Şu gruptan 2. tur vizesi rahat alınırdı.Neyse şimdiki hedef Uefa'ya kalmak...

CSKA MOSKOVA [2 - 1] WOLFSBURG

19' [0 - 1] E. Dzeko 58'
[1 - 1] T. Necid 66'
[2 - 1] M. Krasic


BAYERN MÜNİH [1 - 0] MACCABI HAIFA

62' [1 - 0] I. Olic

BORDEAUX [2 - 0] JUVENTUS

54' [1 - 0] Fernando
90' [2 - 0] M. Chamakh

Fransız takımı müthiş formda.Ya Juve ya da Bayern saf dışı kalacak.

MILAN [1 - 1] MARSİLYA

10' [1 - 0] M. Borriello
16' [1 - 1] L. Gonzalez

Real Madrid [1 - 0] Zurich

21' [1 - 0] G. Higuain

Madrid zor da olsa lider...

APOEL NICOSIA [1 - 1] ATLETICO MADRID

5' [1 - 0] N. Mirosavljevic
62' [1 - 1] Simao

PORTO [0 - 1] CHELSEA

69' [0 - 1] N. Anelka


25 Kasım 2009 Çarşamba

Şampiyonlar Ligi gecenin sonuçları

24 Kasım 2009 Salı

Şampiyonlar Ligi'nde gecenin sonuçları:

BARCELONA [2 - 0] INTER

10' [1 - 0] G. Pique
26' [2 - 0] P. Rodriguez


Barcelona tam anlamıyla futbol resitali sundu.Messi yok , İbrahimoviç yok ama sahada takım var.İniesta var...

ARSENAL: 2 - STANDARD LIEGE: 0

Kırmızı kart: Dk. 87 Gonzales (Liege)

Goller: Dk. 36 Nasri

Dk. 45+2 Denilson

Arsenal rahat kazandı ve gruptan çıkmayı garantiledi.

UNIREA URZICENI [1 - 0] SEVILLA

45' [1 - 0] I. Dragutinovic (k.k.)

Rumenler coştu bir kere.16'ya kalmayı çok isteyen bu Rumen takımı evinde inanılmaz oynuyor.Son maçlar kaderlerini çizecek.Ama Uefa'yı garantilediler.

DEBRECENI [0 - 1] LIVERPOOL

4' [0 - 1] N'Gog

Liverpool elveda dedi.Fiorentina kazanınca Onların ipi çekildi.Uefa'ya kaldılar.Benitez neler düşünüyor acaba?

FIORENTINA [1 - 0] OLYMPIC LYON

28' [1 - 0] Vargas (pen.)

Fiorentina bir üst turda.Floransa dün coşkudan yıkıldı.Frey'in müthiş formu vardı.

En önemli görüntü ise maç sonundaydı.Lyon'lu oyuncular soyunma odasına giderken Fiorentinalılar girişte Onları bekleyip teker teker ellerini sıktılar.Herkes görmeli bu görüntüleri...

GLASGOW RANGERS [0 - 2] STUTTGART

16' [0 - 1] S. Rudy
59' [0 - 2] Z. Kuzmanovic

Rangers kendi ipini çekti.Almanlar devam dedi.

AZ ALKMAAR: 0 - OLYMPIAKOS: 0


Sert maç olmuş.Ama Zico istediğini aldı.

RUBIN KAZAN [0 - 0] DINAMO KIEV

Kazan fırsat tepti.Son maçta neler olur bilinmez ama inanılmaz karıştı grup.


24 Kasım 2009 Salı

Kara Pazar!

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=470

Pazar günü öğle saatleri…
Skandal olayın cezaları açıklandı.Camiayı derinden üzen bu olay, bu rezaletin sonucunda bana göre Galatasaray Basketbol Takımı ligden ihraç edildi.Her ne kadar federasyon takım için hükmen mağlubiyet verse de takımın ligde kalma umudu bu saatten sonra çok az.

Böyle başlayan bir Pazar günü akşamında da futbol takımı ayağına gelen fırsatı tepti.Liderlik fırsatını kaçırdı.Aslında tam anlamıyla kara pazar da diyebiliriz. Ancak liderlik kaçmış, o kaçmış önemli olan bu değil.Galatasaray Manisaspor’u Sami Yen’de neden yenemiyor bunu sorgulamak lazım.
Galatasaray iyi değildi.Manisaspor ön alanda iyi bastı.Pozisyon vermemeye çalıştı ancak Cimbom golü bir şekilde buldu.İkinci yarı Manisaspor’un artan direnci vardı.Buna rağmen Galatasaray’ın yakaladığı 3 net pozisyon var.Maçı koparamazsanız rakip faturayı keser.Manisaspor’u analiz ettiğinizde ligin her maçında son dakikaya kadar kovalayan bir ekip görüntüsü var. Mesut Bakkal’ın oyun şablonu bu.

Her ne kadar Keita girdikten sonra Galatasaray’ın sağ kanadı hareketlense de kaçan puanlar kaçtı bir kere.Önemli olan ligin sonlarında bu puanları aramamak.Kendi evinizde Eskişehirspor maçı kaçan 2 puan.Manispor maçı uçan 2 puan.Etti mi 4. Bu ligde ayrıntılar çok önemli.Dikkat etmek lazım!

Derbiye gelirsek…

Sisli ve puslu bir gecede İnönü’de inanılmaz bir Beşiktaş izledim.Maçın her anında basan,ısıran bir Beşiktaş vardı.Bu sezon izlediğim en iyi Beşiktaş bu.
İlk yarının bir bölümünde Fenerbahçe’nin etkili olduğunu söyleyebiliriz.Alex ‘in direkten dönen frikiği maçın kırılma anlarından biri.Buna nazaran ilk dakikalarda Serdar Özkan klasiği kaçan bir gol Beşiktaş adına var ki inanılmaz.
İlk yarıda akılda kalan en önemli pozisyon ise Gökhan Gönül’ün yerde kaldığı pozisyonda hakemin penaltı çalmayışı oldu.

İkinci yarıda ise oyun tamamıyla Beşiktaş’ın kontrolündeydi.Oyunun her alanında Alex’i kitleyen Fink’in inanılmaz golü hem Fenerbahçe’yi bitirdi hem de Beşiktaş’ın güvenini arttırdı.Hemen akabinde zaten ikinci gol geldi ve maç koptu.

İbrahim Üzülmez…
Forumlarda O’nun için yazılan harika bir cümle okudum.”Sanki bu maçta içine “Patrice Evra” kaçmış gibi oynadı “ diye.Başka söze de gerek yok bence.

Galatasaray’ın da bu hafta puan kaybetmesiyle haftayı en karlı Beşiktaş kapattı.Lige de renk geldi.
Özellikle aşağıdan Bursaspor’un ve inanılmaz formda olan Kayserispor’un gelişi gelecek haftalar için umut verici.Bakalım ilk yarı sonunda tablo nasıl şekillenecek?

19 Kasım 2009 Perşembe

İrlanda Basını ve Henry "Skandalın son perdesi"

Henry eliyle topu adeta tutup asist yapıyor, Fransa uzayan maçta bu gol ile Dünya Kupası'na gidiyor...
Bana göre rezaletin son perdesi...

İrlanda her ne kadar tam bir ekip görüntüsünden uzak da olsa Stade de France'da iyi oynayıp maçı uzatmaya kadar götürdüler.Ama Henry eliyle aldı götürdü maçı.Şaşırdığım nokta şurası: İrlanda basını olayı inanılmaz sakin, hafif karşılamış.İnternetten okuduklarım, gördüğüm gazete manşetleri bu yönde. Türkiye'de veya başka bir ülke böyle bir haksızlığa uğrayacak ne yangınlar kopardı kim bilir? Bence olması gerekende bu. Bir ülke haksızlığa uğramış.Niye susuyorsunuz?

En büyük tepkiyi yine emek veren , ter döken futbolcular vermiş.

Robbie Keane: "Onlar muhtemelen şimdi Blatter'i ararlar.Fransa ve Almanya büyük ülkeler.Ama hiç bir zaman adil bir oyun oynamadılar" diye konuşmuş.Ayrıca FıFA ve Uefa başkanları için ağır ifadeleri var.

Öfkeli bir şekilde Henry için de "Hırsızlık duygusu ön plana çıktı" ifadesini kullanmış.

İrlandalı yazar Vincent Hogan'ın ise "Thierry bizim hayalerimizi çaldı" adlı bir yazısı var ki zehir zemberek.Belki de bu basında görülecek ender yazılardan biri.

Oyuncu Dunne ise: "Büyük takımların gitmesi her zaman isteniyor.Yine istediklerini yaptılar.Fransa ile Portekiz kupaya isteniyordu ve bu başarıldı" sözlerini sarfetmiş.

"Bu eli herkes gördü ama kimse kılını kıpırdatmadı.Çünkü Platini orada Fransa'yı istiyor." Dunne'ın son sözleri...

Peki Henry ne diyor bu duruma:

''Evet elime değdi, ancak ben hakem değilim. Hakem düdük çalmadı ben de devam ettim"

Skandal...






18 Kasım 2009 Çarşamba

F1'de neler oluyor?

Önce Mercedes-Benz Brawn Gp'yi satın aldı.
Çoğunluk hissesinin Alman ekibe geçmesiyle takımın yeni adı da Mercedes GP olarak değişti.

Sonrasında 3 yıllık anlaşma ile Button'ın Mercedes'e geçtiği duyuruldu.Kendisinin 18 milyon Sterlin'e anlaştığı Daily Mail tarafından iddaa ediliyor.

Tam neler oluyor derken bu seferde Kimi Raikkonen' in gelecek yıl yarışmayacağı haberi geldi.
"Formula 1'in tadı kaçtı" diyenler var.Nasıl kaçmasın ki? Bana göre tam bir fiyasko.Fazla söze gerek yok...

15 Kasım 2009 Pazar

Bilet Kapma Savaşı

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=463

Biz yokuz Afrika’da.Ligler de tatil.Bu arada hazırlık maçımız bile yok.Nasıl olsun ki daha hocamız yok. Napalım bu arada?
Bari diğer play off bileti kapma savaşında olan ülkeleri değerlendirelim.

Ruslar’dan başlayalım önce.Hiddink’in Rusya’sı.Avrupa Şampiyonası’nda iyi bir performans koyan Rusya ; Slovenya karşısında iyi bir futbol ortaya koydu.İyi oynadı oynamasına da bitime dakikalar kala yediği gol moralleri bozdu.Ama beterin beteri var.Son dakikada kaçan Slovenya pozisyonu gol olsa maç 2-2 de bitebilirdi.Rövanş çok çetin geçecek gibi gözüküyor.Bana göre şanslı ülke Slovenya.Hiddink faktörü orada neler yapar bilinmez ama çok baskı yiyeceği kesin.

Bir diğer eşleşme Yunanistan ile Ukrayna arasındaydı.Herkese göre Favori Yunanistan’dı ilk maçta.Ancak Ukrayna iyi bir performans ortaya koydu.Özellikle son yarım saatte bulduğu pozisyonları değerlendirse işi Atina’da bitirip tur biletini kapabilirdi.Bana göre avantajlı ülke bu eşleşmede Ukrayna.Atina’da yakaladığı 0-0 avantajını iyi değerlendirecektir.Her türlü galibiyet Onları kupaya götürür.

Belki de en rahat eşleşme.İrlanda Cumhuriyeti ile Fransa arasındaydı.Bana göre Domenech’e rağmen Fransa açık ara favoriydi.Öyle de oldu.Deplasmanda tek golle işi bitirdiler.Artık Fransa’da rahat futbolla bileti kaparlar.İrlanda ekip olamamanın sıkıntısını çekiyor.Böyle giderse çekmeye de devam edecek.Kaliteli isimlere sahipler.Ancak bir takım havası yok ne yazık ki!

Bizim grubumuzda ikinci olan Bosna ise Portekiz deplasmanındaydı.Portekiz’de Ronaldo yoktu.Ama 1-0 da olsa kazanmayı bildiler.Bosna Hersek ilk yarı ilerde çok etkili değildi.İkinci yarı daha derli topluydu.Bu skorla rövanş için umutlarını kaybetmediler.Bosna’nın kendi evinde gol yememesi lazım.Ondan sonra golü düşünmeli.Yoksa bana göre işleri çok zor.Özellikle yedikleri golde yaptıkları hataları tekrarlarsa rövanş maçı başlamadan bitebilir.Çünkü Portekiz çok teknik ve arzulu bir performans ortaya koyuyor.

Eklemeden geçmeyeyim.Şu takımların arasında Türkiye’nin olmaması inanılır gibi değil.Napalım beceremedik bu sefer…

11 Kasım 2009 Çarşamba

“Karısına Röportaj Vermem İçin Aylardır Yalvarıyor Bana!”


Talay Erker'den harika bir yazı.Eline,kalemine sağlık...

Ercan Saatçi’nin Taşaronları

Türk spor basınını, bazı “gizli kanallar” bağlandıkça pis kokan “Ayamama deresine” döndüğünü söyleyip duruyorduk ya.. İşte “gizliliği” sağlanamayan bir “kanal” daha ortaya çıktı, insanın burnunu sıksa bile hissedebileceği “iğrenç kokan skandal” patladı.

Yılların müzisyeni Ercan Saatçi’yi Hürriyet Gazetesi Spor Servisi sorumluluğuna getirmelerinden dolayı birilerini suçlamak haddimize değil. O gazete “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” diye tanımlanan devasa bir “medya kuruluşu” idi. Fikir, enerji, tecrübe ve üstün bilgi birikimleri ile bu kuruluşa katkıda bulunan bir “üst kademe sorumluları” vardı. Onlar onaylandığına göre de Ercan Saatçi’nin Hürriyet’e “spor sorumlusu” olmasında da bir sakınca yoktu.

Ercan Saatçi’nin “fanatik bir Fenerbahçeli” olması da önemli değildi. Zaten bu piyasada onun gibi olanlar kıyamet gibiydi.

Her ne kadar Hürriyet “Halkın Gazetesi” sloganı ile “tezgaha” konuyor ve bu “Halkın” çok geniş kesimi üzerinde “Galatasaraylı” olma sıfatı bulunuyorsa da, Ercan Saatçi’nin “Fenerbahçeliliği” değil, sorumluluğunu aldığı sayfaların “şahsiyet çizgisi” söz konusu olacaktı.

Ama “sayfa şahsiyetinden” önce Ercan Saatçi’nin “sporculuk şahsiyeti” ortaya “kaset” olarak çıkınca, işin rengi değişti. Kusura bakmasın ama, değişmesi de gerekiyordu. Çünkü Saatçi “erkeklik gücünü(!)” çok büyük bir camia üzerinde denemeye kalkacak kadar “sapık bir fanatizm” temsilcisiydi “o kasete” göre.

Seten Çocuk Devrede

Yaşananları “vizyon filmi” gibi tekrar tekrar oynatmaya gerek yok. Herkes artık biliyordu ki Galatasaray’a çok çirkin küfür eden Saatçi kendini “Türk adaleti” önünde savunacaktı. Çünkü Galatasaray tarafı adalete gideceğini açıklamıştı.

İşte bu olayın tam bu safhasında ikinci bir “skandal” patladı.

Vatan Gazetesi Spor Müdürü İbrahim Seten ile yardımcısı Galatasaraylı yönetici Haldun Üstünel’in telefonuna “mesaj” atmış “Ercan Saatçi’nin elinde de senin ve başkan Polat’ın küfür kasetleri var. Uğraşırsanız o da yayınlayacak” diye tehdit etmişlerdi.

Bir gazetenin Spor sorumlusunun böyle bir olayda “iyi niyetle” arabuluculuğa soyunması hadi neyse de… Tehdit-mehdit olacak şey mi idi yani bu.

Ama onun adı varsa ortada şüphe bile etmemek gerekirdi. Haldun Üstünel “bana tehdit mesajı attı” dediği için değil. Eğer İbrahim Seten’i tanıma şanssızlığını yaşamamışsanız, kendi kendinize sormanız gerekirdi.:

“Seten böyle bir şey yapar mı?

Hem de nasıl yapardı, nasıl yapardı…

Korkak olduğu için yüz yüze yapamaz ama, aracıyla ulaştığına “Donkişot” olur, saldırırdı!..

Fatih Terim’i Tehdit

Ben maalesef Türk sporunda “Bit” yerine bile koymayacağım bu arkadaşla 4 uzun yıl aynı gazetede çalıştım.

Hani şimdi şüpheye düşüp soruyoruz ya kendi kendimize:

“Haldun Üstünel’i gerçekten tehdit etmiş midir?”

İkisi arasında geçeni elbette ikisi bilir.

Ama İbrahim Seten’in ne olduğunu da ben bilirim! Mesela;

Fatih Terim, Galatasaray’daki 2’nci döneminde bir gün sohbet için beni Florya’ya çağırmıştı.

Seten bunu bir şekilde öğrenmiş.. Dedi ki;

“Abi Fatih hocaya söyle onun hakkında öyle haberler var ki elimizde, kendisini sevdiğimiz için kullanmıyoruz… Mesela, Galatasaray’ın Antalya’da kamp yaptığı 5 yıldızlı otelde, gece odasına gazocağı, pastırma-yumurta istiyormuş… Pastırmalı-yumurta canım çekti diyormuş… Sorumlular “yahu lüks otelde böyle şeyler olur mu diye şaşırıyormuş”

Gibi… Daha birçok şey…

-“Elçiye zeval olmaz” diyerek naklettiğimde Terim patlamıştı… İnanıyorum ki, o an karşısında ben değil Seten olsa, “kız saçı” gibi arkadan tokalı saçlarına elini dolar, ağız burun bırakmazdı!

-“Talay abi” dedi: “Bu zavallı karısına röportaj vermem için aylardır yalvarıyor bana… Git ona söyle, karısına röportaj verecek başka birini bulsun. Elinden ne geliyorsa ardına koymasın!..”

Karısının Soyadı Altan

“Karısına röportaj” dedik ya… Adamı biraz tanıyabilmek için durmamız gerekiyor bunun üzerinde de biraz… Çünkü Fatih Terim’in dışında çok kişi gibi Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’da bir buluşmamızda şöyle demişti:

-“Karısına röportaj vermiyoruz diye sallıyor…”

Çok daha ağır ifadelerde kullanmıştı ama o sadece ikimiz arasındaki bir konuşmaydı.

Seten’in Eşi Kimdi?

Ünlü yazar Çetin Altan’ın torunu, Ahmet Altan’ın kızı Sanem Altan… Röportaj ve TV programları yapmaya hevesli Sanem Altan, İbrahim Seten’in 2’nci eşiydi ama hala “Altan” soyadını kullanıyordu… Sanırım “Altan” soyadı ile medyada “fışkıracağını” sanan ihtiraslı bir hanımdı… Ama ne hikmetse, bir türlü ayar tutturamamış, spor dünyasında üzerine çıkacak bir “duvar” bulamamış, üzerine afiş olamamıştı!

Hatırladıkça içim sızlar;

Bizim spor basını aleminde her zaman “1 numara” tuttuğum bir arkadaşımız vardı… Bilgisiyle, kişiliği ve entelektüel çevresi ile Yiğiter Uluğ gerçekten çok değerli bir spor yazarıydı. İbrahim Seten’de ona saygı duyardı… Çünkü Yiğiter onu Babı’ali dediğimiz “nankör” ortamda çok taşımıştı!.. Saygısı nereye kadar devam etti?.. Sanem Altan’ın TV’deki programından kovulana kadar… Yiğiter Uluğ’la eşi birlikte program yapıyorlardı… Kanal yöneticileri eşini kovunca Seten, Yiğiter’den de işi bırakmasını istemişti… Bu olmayınca da Yiğiter Uluğ’un Vatan Gazetesi Spor Servisi ile ilişkisini kesmişti… Çok yazık olmuştu ama “dur” diyen de yoktu maalesef…

Tencere Yuvarlanmış!

Haldun Üstünel şimdi diyor ki:

-“…Telefonuma önce İbrahim Seten, sonra yardımcısı mesaj geçti, beni tehdit ettiler…”

Gerçek, ya da değil bilemem…

Ama Seten’i çok iyi bilirim… Adı ağzıma çok iğreti ve fil gibi gövdesine rağmen çok küçük gelir… Yardımcısını da iyi bilirim… Askerlikten yırtmak için durmadan yutan, gerçek bir “fil” gibi olan yardımcısı da uzun süre “futbolcu satma” işi ile uğraşmış… Avucunu yalayınca da tencereye kapak olmakta bulmuştu selameti… İbrahim Seten “ateşle” oynamaya bayılırdı, ateşi karıştırmak için de maşa lazımdı…

İşte ateş, işte maşa… Karıştırıyorlardı!..

Neden karıştırıyorlardı?.. Eşi Sanem Altan’a rahatlıkla röportaj ayarlayabilmesi için daha yükseklere tırmanmalıydı… Bir zamanlar Hürriyet Spor’un başına zıplayabilmek için Fatih Altaylı’nın eteklerine yapışmış, başaramamıştı… Şimdi Ercan Saatçi’ye “taşeronluk” yaparsa… Acaba? Organizatör Saatçi’nin yanına müdür ya da aynı grubun içindeki Milliyet’e sıçrar mıydı?

Olur mu bilemem!..

Ama “taşeronları” iyi bilirim…

Haa unutmadan…

Seten mahkemeden bahsediyor ya… “Mahkeme” derken tüylerinin diken diken olduğunu da iyi bilirim…

Daha çok şey bilirim de, Türk Spor Basını’nın bu hale nasıl getirildiğini hiç bilmem!

Fotogol Gazetesi

19 Ekim 2009 Pazartesi

Galatasaray: 4 – Trabzonspor: 3

Galatasaray:
Leo Franco, Sabri, Servet, Gökhan Zan, Hakan Balta, Mustafa Sarp, Ayhan, Arda(Dk.83 Aydın Yılmaz), Keita, Kewell(Dk.64 Barış Özbek), Baros

Trabzonspor:
Sylva, Tayfun, Giray, Egemen, Cale, Ceyhun, Engin(Dk.76 Alanzinho), Colman, Serkan(Dk.76 Barış Memiş), Gabric, Umut(Dk.80 Gökhan Ünal)

Sarı Kart :
Dk.73 Barış Özbek, Dk.77 Arda Turan, Dk.87 Milan Baros, Dk.89 Keita (Galatasaray), Dk.13 Cale, Dk. 45 Tayfun, Dk.63 Giray, Dk.65 Engin (Trabzonspor)

Goller :
Dk.23 Harry Kewell, Dk.36 Servet Çetin, Dk.68 Arda Turan, Dk.70 Milan Baros (Galatasaray), Dk.43 Tayfun, Dk.55 ve 86 Colman(Trabzonspor)

NOT:Yazar rahatsızlığı nedeniyle maçı yazamamıştır...

15 Ekim 2009 Perşembe

ShiftDelete.net'in Parlayan ismi Ahmet Gözütok ile Keyifli bir Röportaj

ShiftDelete.net ‘ in parlayan ismi:Ahmet Gözütok ile keyifli bir röportaj...
ShiftDelete.net’ in Mobil Editörü ile biraz iş, genel itibariyle de futbol konuştuk.

Umut Can ÜNER:Ahmet hoş geldin.Röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim.
Ahmet GÖZÜTOK:Rica ederim.

Üner:Hemen başlayalım istersen.Nasıl başladı bu shiftdelete.net maceran?
AG:Yıllardan beri teknoloji ile bilişim dünyası ile içli dışı olan birisiyim.Yabancı değilim bu dünyaya.Değişik program incelemeleri,cihaz incelemelerim vardı. www.shiftdelete.net ‘ te başladım.Güzel de tepkiler aldım.Böyle güzel tepkiler gelince bu bana artı bir güç,motivasyon oldu.Devam edelim dedik.Devam etmemiz yönünde de teklifler , ısrarlar oldu.Başladık, şu aralar güzel bir şekilde de devam ediyor.

Üner:Sitedeki görevin ne?
AG: Shiftdelete.net ‘ te mobil cihazlar vb. gibi yani mobil kelimesinin altına sığacak her şey hakkında yazıyorum.

Üner:Peki bu eduroam ile ilgili bir buluşun , projen var.İstersen önce bir okurlarımıza eduroam’ı anlat.
AG:Eduroam dünya çapında bir proje aslında.Üniversitelerin kablosuz internet ağı.Eduroam tek bir merkezden yönetiliyor.Türkiye’deki yönetim merkezi de Tubitak-Ulakbim.Türkiye’de bu ağ geniş değil.Pek yaygın değil yani.

Üner:Bildiğim kadarıyla 10 üniversitede mevcut bu sistem.
AG:Evet.Bunlardan birisi de Pamukkale Üniversitesi.Ulakbim’den bir istemci sayesinde tüm kablosuz ağa sahip bilgisayarlar üniversitede bünyesinde faydalanabiliyor.
Üner:Ama mesela insanlar cep telefonları artık nete girebiliyor.Bu sistem sanırım cep telefonundan ulaşıma kapalı.
AG:Aslında kapalı değil, ancak telefonların bu sisteme giremeyeceğini söylüyorlar.Bu konu ile ilgili bir araştırma yaptım.Konuyla ilgili Türkçe kaynak hiç yok,yabancı kaynak da çok az.
Symbian’dan bu sisteme bağlanılabileceğini araştırdım ve denedim.
Üner:Telefonunuzla giremezsiniz dediler.Ama ben ağa bağlandım diyorsun?
AG:Evet.Ayarlarını güzel bir şekilde yaptım ve gerçekleştirdim. Eduroam ile ilgili hangi sayfaya girerseniz girin, hangi araştırmayı yaparsanız yapın, mobil cihazlarla bunun mümkün olamayacağı yazılıyor, konuşuluyor.
Üner:Ama sen symbian ile bu işlemi gerçekleştirdin.
AG:Evet.Ayrıca son bir not vereyim.Yeni bir gelişme.sanırım İngiltere’deki bir üniversite sertifikayı internete sızdırdı.Kendi sertifikasını nette paylaşıma açtılar.Eduroam bilgilerinin bulunduğu sertifikayı paylaştılar.
Üner:Sende mevcut mu bu sertifika?
AG:Evet bende mevcut.Yani Windows Mobile ile olsun,Android ile olsun vb. gibi ;
bu sertifika ile bağlanılabilinecek.Kendi kullanıcı adınız ile.





Üner:Peki Ahmet bu bilgiler için teşekkür ederim, paylaştığın için.Şimdi futbola geçelim istersen.Biliyorsun blog ; spor ağırlıklı ve futbol merkezli bir blog.
AG:Tabii başlayalım.
Üner:Şimdi futbol ile yakından ilgilendiğini biliyorum.İyi bir izleyici,taraftarsın.Hangi takımlısın?


AG:Trabzonsporluyum.Kendimi bildim bileli Trabzonsporluyum.Hayatımın hiçbir evresinde kayma,gelme-gitme bırakma gibi durumlar olmadı.
Üner:Peki Trabzonspor’un önce bir geçen seneki durumunu değerlendirebilir misin?
AG:Geçen sene takım tamamen değişti.Yeni bir kadro kurduk.Başkan güzel işler yaptı.Fakat bana göre teknik adam seçimi yanlıştı.
Üner:Ersun Yanal’ı başarılı bulmadın mı?
AG:Yönetimin o dönem için Ersun Hoca ile yola devam etme kararı yanlıştı.

Üner:Peki geçen seneki şampiyonluk Ersun Hoca yüzünden mi kaçtı?
AG:O’nun payı büyük bana göre.Geçen sene çok güzel bir fırsattı.Büyükler kötüydü.Beşiktaş’ı el birliği ile şampiyon yaptık, diyorum.
Üner:Peki bu seneki gidişat nasıl?
AG:Şimdi bu seneki hoca beklenmedik bir hoca.Supriz bir hoca bana göre.Herkesin endişeleri vardı .Benim de vardı.
Üner:Endişelerden kurtuldun mu?
AG:Hayır, kurtulmuş değilim.Ama takım iyi.Güveniyorum.
Üner:Peki basında Bülent Uygun ismi geçiyor Trabzonspor için?
AG:Bülent Uygun diyenler şam şeytanlığı yapmasınlar.Nokta diyorum.
Üner:Peki kapatalım o zaman bu konuyu.


Üner:Trabzonspor bu sene ligi nerde tamamlar?
AG:İlk üçte bitiririz.
Üner:Peki Sami Yen’deki maça gelelim.Bu haftaki Galatasaray-Trabzonspor maçı ne olur?

AG:Önemli bir maç.Galatasaray için de çok kritik.Basında Galatasaray’a fazla yüklenilmesine de anlam veremiyorum.Tamamiyle anlamsız haberler.Galatasaray da formundadır, Trabzonspor da formundadır.Gönlüm tabii ki Trabzonspor’dan yana.
Üner:Skor tahminin var mı?
AG:Skor tahminim yok.Güzel maç olsun.
Üner:Super Lig’den bu sene kim düşer?Ankaraspor harici iki takım alıyım?
AG:Kasımpaşa ve Sivasspor.
Üner:Peki şampiyon kim olur?
AG:Şampiyonluk için bir takım ismi vermek çok zor.Galatasaray,Fenerbahçe ve Trabzonspor ilk üç diyorum.Yalnız şunu da ekliyim.Ertuğrul Sağlam’ı göndermezse Bursaspor ilk üçe dahil olabilir.

Üner:Peki Bursaspor demişken.Shin Young Rok ülkesine döndü.Fifa tarafından gelecek vaad eden 100 genç arasında Arda Turan ile birlikte listeye giren bir adam.Neler düşünüyorsun?
AG:Forma şansı bulamamış fazla.Ama karakterinin çok sağlam olmadığını düşünüyorum.Çekip gitmekle bu işler olmaz.
Üner:Sercan Yıldırım mı Shin Rok Mı?
AG:Sercan Yıldırım.
Üner:Shin Young Rok’ı ilerde Avrupa’nın önde gelen kulüplerinde görebilir miyiz?
AG:Şu karakterle göremeyiz.
Üner:Yetenekle?
AG:Şu karakter olduğu sürece bence sıfır.


Üner:Milli Takım’a dönelim.Sence neden gidemedik Afrika’ya?
AG:Fatih Terim’in kişisel egoları yüzünden gidemediğimizi düşünüyorum.Fatih Hoca’yı çok seven, çok takdir eden birisiyim.Türkiye’deki en kariyerli bir teknik adam.Sayısız kupaları var.

Üner:Peki Bosna Hersek gider mi? Play off’u geçer mi?
AG:Hırslı oynuyorlar.Bir şeyleri başarmak istiyorlar.Çok iyi bir kadroları yok.Ancak gitmeleri yüzde 50 diyorum.


Üner:Tabii playoff kurasına da bağlı. Peki Terim’in istifasını nasıl buldun?
AG:Şartlar bunu gerekirdi.


Üner:”2008’den sonra bırakacaktım ama ısrarlara dayanamadım” dedi.
AG:Ben inanmıyorum.Devam etmeyi O da istiyordu.Kalması o dönem için en mantıklı olanıydı.Hayırlısı olsun diyelim.

Üner:Avrupa’ya gider mi?
AG:Açıkçası Avrupa’da görmek istiyorum.
Üner:Milli Takım’ın yeni hocası kim olur? Yabancı –Türk mü? Yoksa bu ikilime karşı mısın?
AG:Ben Hollanda ekolü istiyorum.Bir Hollandalı Hoca’yı Milli Takım’da görmek istiyorum.Hiddink de favorim.
Üner:Hiddink’in “2010’dan sonra bırakıyorum bu işleri” açıklaması var.
AG:Onu ben de duydum.Lakin güzel bir teklife hayır demeyecektir.
Üner:En büyük favorin Hiddink mi?
AG:Bu açıklamayı duyana kadar öyleydi.
Üner:O’ndan sonra kim var peki?
AG:Ertuğrul Sağlam olabilir.

Üner:Ertuğrul’u beğenen bir adamsın.Herkes teknik adamlığını beğeniyor.
AG:Ertuğrul Sağlam-Hakan Şükür ikilisi iyi bir ikili olabilir.
Üner:Evet herkes Bülent Uygun – Hakan Şükür derken ben yazımda da Sağlam-Şükür ikilisi demiştim.Senden bunu duymak güzel.
Peki hem Bursaspor hem Milli Takım Sağlam açısından böyle mi olmalı?

AG: Kesinlikle ikisi bir arada olmaz.Bırakıcak her şeyi.Milli Takım’a odaklanacak.Yeşil- Beyazı bırakıp, kırmızı- beyaz diyecek .

Üner:Aklıma gelmişken şunu da sorayım.Fransa yada Portekiz gider mi Afrika’ya.? Play off oynayacaklar?
AG:Giderler.
Üner:Ya Fransa ile Portekiz eşleşirse?
AG:Portekiz gider.


Üner:Birazda Avrupa’dan futbol konuşacağız. Avrupa’daki favorinin Chelsea olduğunu biliyorum.Chelsea hayranlığı nerden geliyor?
AG:Chelsea hayranlığı eşittir Abromoviç hayranlığı :)
Üner::)

Üner: Peki Chelsea bu sene ne yapar? Geçen sene ne Premier Lig’de ne de Şampiyon Ligi’nde kupa göremediler.
AG:Yeni hocayla bu sene işler yoluna girecektir.
Üner:Ancelotti…
AG:Evet.
Üner:Ancelotti takdir ettiğin bir teknik adam mı?
AG:Hayır.İtalyan hiçbir teknik adamı sevmem.

Üner:Lippi dahil mi? :)
AG:evet Lippi dahil :) Chelsea’nin de başına Hollandalı bir teknik adam istiyorum.Hiddink diyorum ama :)zor gözüküyor.
Üner:Hiddink zor. Geçen sene 5 ay kadar geçici teknik adamlık yaptı zaten Chelsea’ye.
AG:Geçen sene geldi ama ben Hiddink’in hala Chelsea’ye gelmek istediğini düşünüyorum.İddaalı bir cümle de kurmak istiyorum.Hiddink Türk Milli Takımı’nın başına gelmezse bir sene içinde Chelsea’ye gelir.
Üner:
Peki bu seneki Premier lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için ne düşünüyorsun?
AG:Premier Lig’de Chelsea her zaman favoridir, kraldır.Her ne kadar transfer yasağı olsa da bu sene dahil her sene şampiyonluğun en büyük adayı.Bu güçlü kadro değil 2011 e kadar, 2015 ‘ e kadar götürür.
Üner: Liverpool,Arsenal,Man. United ‘ı bir anda yok saydın?
AG:Arsenal bu sene benim için yok.İyi olmadıklarını düşünüyorum.Belki Liverpool zorlar.ManU uzun maratonu kaldıramaz.Bu sene çok kötüler.
Üner:Sir Alex Ferguson faktörüne rağmen mi?
AG:Evet.Takımın kadrosu dar.Bir kaç sakatlık işlerini bitirir.
Üner:Peki Şampiyonlar Ligi’nde Ne yapar Chelsea?
AG:En az yarı final oynar.
Üner:Kupayı kim alır?
AG:Chelsea :) :)…. Real Madrid bu seneki favorim.Oldukça iyiler.
Üner:Ahmet Gözütok çok teşekkür ederim.
AG:Ben teşekkür ederim.İyi çalışmalar.

Yasal Uyarı:Röportaj kaynak belirtilmeden kullanılmamalıdır.

Shin Young Rok Bursa'dan kaçmış...

Dün ajanslara düşen bir haber.Belki kiminin dikkatini çekti , kiminin çekmedi.Bursaspor'un Koreli yıldızı ülkesine dönmüş.Fifa tarafından gelecekte umut vaad eden 100 genç arasında gösterilmişti Rok.Tıpkı Arda Turan gibi.

Bursa'da forma şansı bulduğu zaman kalitesinin gösteren bir oyuncuydu.Yetenekli bir gençti.Açıkçası ligimizden ayrılması kötü oldu.Bursaspor ile arasında neler yaşandı onu bilmiyorum.Belki de hocası ile sorunları vardı.Ancak ligimizde bu tür oyuncuları tutmalıyız, barındırmalıyız.Mesela Gaziantespor'daki toplara müthiş vuran bir adam var.Julio Cesaz Souza.O da çok yetenekli.

Super Lig'de denk geldikçe gördüğüm,izlediğim Koreli'yi belki de ileride Avrupa'nın önde gelen ekiplerinde göreceğiz.Bu ışık var.İzleyenler bilir...

Son bileti kapanlar ve Afrika için playoff...

Daha önce garantileyenler;

Hollanda, İngiltere, İspanya, Almanya, Danimarka, Sırbistan ve İtalya ...
Son maçlarla birlikte grupların tamamlanmasının ardından İsviçre ve Slovakya da 2010 Dünya Kupası'na doğrudan katılmaya hak kazandı.

9. Grup'ta yer alan Norveç, grubunu ikinci sırada tamamlamasına rağmen 'En iyi 8 ikinci' arasında yer alamadı ve playofflara kalamadı.

Portekiz, Yunanistan, Slovenya, Rusya, Bosna Hersek, Ukrayna, Fransa ve İrlanda playoff mücadelesine katılacak takımlar oldu.
Açıkçası çok ilginç eşleşmeler olabilir.Portekiz veya Fransa gidemeyebilir.Playoff böyle bir şey.

Playoff kuraları İsviçre'nin Zürih kentinde 19 Ekim Pazartesi günü çekilecek. Karşılaşmalar ise 14 ve 18 Kasım tarihlerinde oynanacak.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Türkiye 2-0 Ermenistan

A Milli Takımımız, 2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 5. Grup'taki son maçında Ermenistan'ı 2-0 yendi. Bursa Atatürk Stadı'nda oynanan karşılaşmada Milli Takımımızın gollerini 17. dakikada Halil ve 29. dakikada Servet kaydetti. Karşılaşmanın 33. dakikasında Ceyhun kırmızı kartla oyun dışı kaldı.

İmparator Fatih Terim bu maçla veda etti.



TÜRKİYE: Volkan Demirel (Dk. 90 Rüştü), Gökhan Gönül, Servet Çetin, Ceyhun Gülselam, İsmail Köybaşı, Hamit Altıntop (Dk. 82 Kazım), Ayhan, Emre Belözoğlu, Arda, Tuncay (Dk. 46 İbrahim Kaş), Halil Altıntop

ERMENİSTAN: Berezovski, Mkrtchyan, Hojsepyan, Arzumanyan, Arakelyan (Dk. 58 Pizzelli), Mkhitaryan, Karamyan, Karamyan (Dk. 77 Kakosyan), Mkoyan, Mkrtchyan, Coharyan

SARI KARTLAR: Coharyan, Mkoyan, Karamyan

KIRMIZI KART: Ceyhun Gülselam

GOLLER: Dk. 16 Halil Altıntop, Dk. 28 Servet




Ancelotti yine Mourinho'ya salladı...

Bilirsiniz İtalya'da teknik direktörler Tv şovlarına çıkmaya pek severler.Chelsea teknik patronu Carlo Ancelotti İtalya'daki Tv şovunda Mourinho'ya göndermelerde bulundu.

Chiambretti Night isimli TV şovuna katılan Ancelotti yaptığı açıklamada, "Jose Mourinho geçen sene kendini HZ. İsa ile karşılaştırmıştı. Şu halde kesinlikle onun müridi olmayacağım." şeklinde bir açıklama yaparak Mourinho hakkında ilginç bir şaka yaptı. Hadi şaka olarak yazalım :)

İtalya Ligi Serie A'ya istediği gibi bir başlangıç yapamayan ve ligde kötü sonuçlar alan eski takımı Milan hakkında da açıklamalarda bulunan Ancelotti, "Milan'ın çöktüğünü düşünmüyorum ve yıkılmayacaklar. Kesinlikle hızlı bir şekilde doldurulması gereken boşluklar var. Teknik direktör Leonardo'nun sakince işine devam etmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Ayrıca Carlo Ancelotti'nin gözleri güzel dansçı kızların üstündeydi.

13 Ekim 2009 Salı

Yılmaz Vural Hocam'a bakın!

Terim'in devam etmesi gerektiğini vurgulayan Vural, "Milli takıma seçilmeler belli grupların isteğiyle oluyor. Bana şovmen diyorlar ama Maradona'yı görmediler mi?

İllaki yabancı teknik adam diyorlar, ben de Alman vatandaşıyım." dedi :)

FUTBOLU YÖNETENLERE KIRGINIZ

"Yerli teknik adam düşünülmüyor" bu konuda ne düşünüyorsunuz şeklindeki soruyu Yılmaz Vural şöyle cevaplandırdı: "Bu görevi yapacak yerli teknik direktörler var. En azından ben varım mesela. 25 yıldır bu ligde çalışıyorum. Eğitimim var. Yabancı ligim var. Bize verilen imkanlarla ne yaptığımız belli. Milli takıma çok futbolcu yetiştirdik. Ben kendimi aday görüyorum. Ama bir tane gazetede adımız geçmiyor. Demek ki bizim de yapmış olduğumuz bir hata var. Veya demek ki işin uzmanlık boyutuna bakılmıyor. O yüzden biz de tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok misali diye içimizden içimizden kırılıyoruz. Yani Türkiye'de futbolu yönetenlere içimizden içimizden kırılıyoruz.

MİLLİ TAKIMA TALİBİM

Bu görev için yeteri kadar meziyeti barındırdığını vurgulayan Yılmaz Vural, "Yeteri kadar deneyim isteniyorsa tecrübeliyim, Avrupayı biliyorum, daha düne kadar bu ülkede pro lisansı olan sadece bendim. Pro lisansı biz sokaktan almadık. Dolayısıyla uzmanlıksa, eğitimse ben talibim, Yılmaz vural olarak milli takıma talibim. Ancak yanlış anlaşılmasın Fatih Terim kesin olarak ayrılacaksa bu göreve talibim. Neden diyeceksiniz? Ne istiyorsunuz teknik adamdan? Söyleyin bana. Neler olmalı bir teknik direktörde. Türkiye'de 25 yıldır 20 takım çalıştırdım. Bu ülkeyi benden daha iyi tanıyan biri olabilir mi. İki tane akademi bitirmişliğim var. Burada bir uzmanlık olayı bulunuyor. Uzmanlığım var bu işi yapabilme gücüne sahip biriyim" ifadelerini kullandı.

YABANCI İSTENİYORSA ALMAN VATANDAŞIYIM

Milli takıma yabancı çalıştırıcı isteniyor sözleri üzerine ise Vural şöyle konuştu, "Yabancı istiyorlar, Alman da istiyorlar, ben aynı zamanda Alman vatandaşıyım. Başka kriterlere de uyuyorum. Geride kalan 25 yılda insan yıpranıyor. Ben salak mıyım milli takımın başına geçmeyeyim."

BİR YERLERE GELMEK İÇİN CEMİYET VE CEMAAT DESTEĞİ ŞART

Büyük kulüp veya milli takım teknik direktörlüğü için bir kişinin arkasında cemiyet veya cemaat desteğinin olmasının şart olduğunu vurgulayan Vural, "Bir siyasi cemiyet veya cemaatın desteği yok arkamda. İş yaptık diye bugün buralara geldik. Kasımpaşa takımı bu konumda beni tercih ettiyse bu ne demektir bu beladan bizi sen kurtarabilirsin, ben antrenörüm demektir. Çok zorda kaldıkları zaman beni işbaşına çağırıyorsa demek ki ben işimi iyi yapıyorum." dedi. Şenes Erzik döneminde Sepp Piontek'in yardımcılığını kabul etmediğini hatırlatan Vural şu ifadeleri kullandı, "Ben 89 yılında sevgili Şenes Erzik federasyon başkanıyken 36 yaşında Bursaspor'un başındaydım. Türkiye'ye geleli 3 yıl olmoştu. Bana gel milli takımda Sepp Piontek'in yardımcısı ol dediler. Kabul etmedim. Çünkü üç sene çığırtkanlık yaptım yabancıya karşıyım diye. Prensiplerim uğruna öyle önemli bir görevi kabul etmedim. Hatta Macaristan maçına takımı sen hazırlayacaksın diye bir de garanti verdiler. Fatih hocayı da ümit milli takıma aldık. Eğer bu adam buradan giderse bu takım da sana kalır. Ve ben buna rağmen prensiplerime dayandım, belki hayatımın en önemli şanslarından birini kaçırmış oldum ama hala kendimle onur duyarım. Çünkü imkan buldum diye kendi prensiplerimden taviz vermedim."

TÜRK TEKNİK ADAMA ŞANS VERİLMİYOR

1989'da Federasyona verdiği raporların daha sonra hayata geçirildiğini kaydeden Vural, "O zaman konuştuğum bir sürü projem hayata geçirildi. Şu anda uluslararası antrenör tecrübesi olması lazım. Ancak Türk antrenöre böyle bir şans verilmiyor. Dört büyük takımı çalıştıran teknik direktörler genelde yabancı oluyor. Türk teknik adamlar büyük takım çalıştırma şansını nasıl bulacak. Yani başka Türk teknik adamın veya benim öyle bir şansım olabilir mi? Dolayısıyla tabiki insanlara bir yerde bir şeyler sunulmalı." dedi.

MARADONA'NIN HALİNİ GÖRDÜNÜZ

Kendisinin sürekli magazinsel olarak gündeme getirildiğini belirten Yılmaz Vural, "Bugün Maradona'nın golden sonraki halini gördünüz. Dünya çapındaki adam yerlerde süründü. İşte onu o hale getiren futbol topunun coşkusudur. Benim de bu coşkumdan dolayı hep bu yönüm ön plana getirildi. Ancak artık yaşımız kemale erdi. Uzun zamandan beri artık onu da yapamıyoruz." ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE'YE KIRGINIM

Almış olduğum eğitimden dolayı iki de bir ağzımı açıpta sürekli bir şeyler söylemiyorum" diye konuşan Vural Türkiye'ye de kırgın olduğunu belirtti. Türkiye'ye bir çok futbolcu kazandırdım ancak kimse bunların farkında değil diye konuşan Vural şöyle devam etti, "İki tane üniversite bitirmiş ve 7 sene profesyonel futbol oynamış, onlarca futbolcu yetiştirmiş biriyim. En küçük örnek Hakan Şükür. O'nu 17 yaşındayken Sakarya'dan buldum getirdim Bursaspor'da oynattım. Ona ben o şansı vermeseydim şimdi bir Hakan Şükür olacak mıydı? Bunun yanında Almanya'dan getirdiğim bir sürü amatör genci A milli takıma kadar kazandırdım. Bu ülkeye çok şey kattım. Fazla bir şey almadım. Ancak küçültmek için beni hep magazinsel boyutta değerlendiriyorlar. Hep kulübedeki görüntülerimi gösteriyorlar. Yok yerden yere atıyor, yok şunlar bunlar. İnsanı küçültürseniz öyle görünürüm. Maradona uzatma dakikalarında gol attıkları maçın sonrasında yaptığı hareketleri dünya gördü. Bu futbol coşkusu. Euro 2008 finallerinde Slaven Biliç'in yaptığı hareketleri herkes gördü. Bunlar bazı örnekler. Bunları bir yana koyarsanız Türkiye beni çok kırdı." diye sözlerini bitirdi.

radyospor

Adaylara bak be!

Herkesin kafasında bir isim var Milli Takım için.
Kimisinin yabancı kimisinin Türk.
Basında çıkan ve benim kendi adaylarım şu şekilde:

Basın:
Bülent Uygun-Hakan Şükür
Guus Hiddink(2010'dan sonra nokta koyuyorum bu işlere dese bile)
Ertuğrul Sağlam
Şenol Güneş
Mircea Lucescu

öne çıkanlar bunlar...

Bu arada Yılmaz Vural da "ben talibim bu işe" dedi."Yetenekse yetenek ,tecrübeyse tecrübe hepsi var arkadaş bende" dedi :)

O da adaylar arasında.

Bana göre ise ;

Ertuğrul Sağlam ve Hakan Şükür ikilisi iyi bir ikili olmaz mı? Geçen seferde belirttim.Ertuğrul Sağlam'ı Bursaspor ve Milli Takım için düşünmüyorum.İkisinin çok ağır olacağı kanaatindeyim.

En büyük adayım Mircea Lucescu.Rahatsızlığı var.Sadece Milli Takım çalıştıracağını daha önce de belirtmişti. Bizim Milli Takımımız için neden olmasın?
Bakalım ilerleyen günler neler gösterecek?

11 Ekim 2009 Pazar

YOKUZ AFRİKA!

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=438
Umutlarımız çok azdı zaten.Belçika maçına çıkmadan da her şey bitmişti.Bu ruh haliyle çıktığımız maçta da iyi oynamadık ve kaybettik.Maç sonrası Fatih Terim’in açıklamaları çok önemli.Bir grup “istifa” diye bağırıyor, bir grup “imparator” diye bağırıyor.Bu bölünmüşlüğün ispatı.Bu birlik olamamanın gerçeği.

Bu ülke bir çok başarıyı bu teknik adamla görmedi mi? Daha geçen yaz Avrupa Şampiyonası’nda önemli bir başarı elde etmedik mi? Bu kadar vefasızlık neden?

Milli Takım oyuncusuna , teknik adamına yapılan terbiyesizlikler üstelik kendi insanından ne kadar acı verici.

Terim açıklıyor zaten.Milli Takım Dünya Kupası’na gidemiyorsa “başarısızım” diyor.Ermenistan maçı sonrası da gerekli açıklamaları yapacaktır.Tamam da ya bundan sonrası…

Kim geçecek Milli Takım’ın başına? Türk teknik adam olarak alternatiflerimiz çok az.İlk bakışta akıllara Ertuğrul Sağlam geliyor.O’nu da Bursaspor bırakmaz.Hem Bursaspor hem Milli Takımı da Ertuğrul Sağlam kaldıramaz.Kendisinin biraz daha tecrübe kazanması lazım bana göre.Bu ülke kimi getirse getirsin belli bir ekolümüz yok ne yazık ki!
Yabancı bir teknik adamı yüksek bir ihtimalle görebiliriz.

Bugün Terim istifa eder,yarın bir başkası.Biz önce kendi futbolumuzu düzeltmeliyiz, sonra teknik adam aramalıyız.Kendimizi ileriye taşıyamadık.Turnuvalara katılırsak iyi işler başarıyoruz.Ancak turnuvalara katılmak için elemeleri geçmeniz lazım.Biz de bu sıkıntı var.

Afrika’ya gidemiyoruz.2002’den beri de Dünya Kupası göremiyoruz.Zaten tarihte iki kere gittik.Ama Afrika’da olmalıydık.Renkli olacağını düşündüğüm bir kupada başka ülkeleri izlemek canımızı çok yakacak.

Bu adamın farklı bir bağı var…

Maradona’dan bahsediyorum.Tanrı’nın eliyle attığı golü bilmeyen yok.Bu sefer de inanılmaz bir şekilde kazandı.Arjantin 90’da yediği golle umutlarını yitirebilirdi.Çünkü Uruguay’ın arkasında kalacaktı.Son maçları da Uruguay deplasmanı.
Ekvador’un son maçta çıkaracağı bir puanla Arjantin play-off bile oynamadan Dünya Kupası’na veda edebilirdi.Ama öyle olmadı 90+3’te Martin Palermo sahneye çıktı.Tanrı bir kez daha Maradona’nın yanındaydı.Çünkü Peru’nun 90+4 ‘ te santradan gönderdiği top direkte patladı.

Arjantin yine istim üstünde.Ekvador’un garantilemiş Şili karşında maçı kazanması halinde Uruguay-Arjantin maçı cehenneme dönüşebilir.

Ancak Maradona korkmuyordur.Neden mi?
Adam torpilli arkadaş niye korksun ki?

Avrupa'nın Afrika yolcuları...

Dünya Kupası'na gitmeyi garantileyenler:

Danimarka
Almanya
İspanya
İngiltere
Sırbistan
İtalya
Hollanda

2. ve 3. grupta durum daha netleşmedi.Son maçlar belirleyecek.Ayrıca play-off'ları da unutmayalım.

Belçika:2 - Türkiye:0

Maç öncesi her şey bitmişti bizim için.Bosna'nın gelen galibiyet haberi ne moral bıraktı, ne de umut.Bu ruh haliyle çıktığımız maçı eksiklerimizle beraber kaybettik.Ermenistan maçı sonrası muhtemelen Fatih Hoca istifa edecek.Geniş çaplı bir basın toplantısı yapması bekleniyor.O gitse de kim gelecek ki? Bana bir isim söyler misiniz?

BELÇİKA: 2 - TÜRKİYE: 0

Stat:Roi Baudouin
Belçika:Bailly xx, Swerts xx, Van Buyten xx, Lombaerts xx, Vermaelen xx, Fellaini xx, Vertonghen xx, Mirallas xxx (Dk. 74 Hazard xx), Mpenza xxx (Dk. 89 De Sutter ?), Dembele xx, Lamah xx (Dk. 79 Mudingayi x)

Türkiye:Volkan xx, Gökhan Gönül xx, Önder x, Servet x, Hakan Balta xx, Hamit x, Ayhan x (Dk. 61 Kazım x), Ceyhun Eriş x (Dk. 46 Semih x), Nuri x, Nihat x (Dk. 71. Yusuf x), Tuncay x

Goller:Dk. 7 ve 84 Mpenza (Belçika)

Sarı kartlar:Dk. 25 Van Buyten, Dk. 47 Lombaerts (Belçika), Dk. 87 Semih (Türkiye)

9 Ekim 2009 Cuma

Afrika'ya nasıl mı gideriz?

Herkesin içinde az da olsa bir umut var.Belki diyoruz; belki gideriz Afrika'ya.Umutsuzluğun nedeni iplerin bizim elimizde olmayışı.Estonya'dan meded umuyoruz.Finalleri garantilemiş İspanya'yadan Bosna'da galibiyet bekliyoruz.

Estonya maçında neler olur bilinmez ama İspanya maçından ne yazık ki ümitsizim.
David Villa yok.Torres Bey'in kasıkları ağrıyormuş kadrodan çıkarıldı.

İspanya önce Ermenistan ile oynacak.Sonra Bosna ile.Bizi ilgilendiren Bosna kısmı.Ama öncesinde komplo teorileri var.Ermenistan maçında 7 oyuncusu kart sınırında.Hepsi kart görüp temizlenebilir düşüncesi hakim.

Yani anlayacağınız İspanya Bosna maçına U-21 kadrosu ile bile çıkabilir.Bir de o saçma Bosna zeminini düşünürsek...

Umutlar tükenmez ama hiç huzurlu değiliz.
Konuya başka bir yerden yaklaşırsak; Vicente Del Bosque için intikam zamanı...
Adamı bu ülkeden nasıl gönderdiğimiz ortada.Her şey negatif.İspanya bize kıyak yapar mı?
Hiç zannetmiyorum.Peki biz Afrika'ya nasıl mı gideriz???

Bosna büyük bir aptallık yaparsa işte o zaman Dünya Kupası'na gideriz...

8 Ekim 2009 Perşembe

Ziraat Bankası Türkiye Kupası'na sponsor oldu

TRT ; 2 yıllığına Türkiye Kupası'nın yayın haklarını alınca sponsorluk için tahminlerin ardı arkası kesilmemişti.

Tahminlerin %70'i doğru çıktı diyebiliriz.Devletin kanalı TRT'nin aldığı kupaya sponsor ; devletin bankası Ziraat Bankası oldu.

kaynak:Ataryemez

Bu gidişle kulüpler ülkeyi soyup soğana çevirecek :)
İzleyici için hava hoş.Şifresiz maç keyfi...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Alonso Kimi'yi Aratır mı?

Açıklandığı gibi Alonso gelecek sezon Ferrari'de yarışacak.Tifosiler mutlu mu üzgün mü pek anlayamadım.

Schumi'nin koltuğunu doldurmak kolay değil elbette.Ancak Schumi ile çekişirken Alonso'ya duyulan nefret Ferrari'de geçmişte kalmış gibi görünüyor.Ancak bazı tifosiler için hala durum aynı.

Kimi Raikkonen'in yerine yarışacak olması kim daha iyi sorusunu anketlere taşıdı.Bana göre Alonso Kimi'yi aratacak.Bu benim kendi görüşüm.Bazı tifosilerinde böyle düşündüğü kanısımdayım.Ferrari tarihi bir hata mı yaptı yoksa günü mü kurtardı bilinmez ancak Ferrari'nin şu günden sonra birinci pilotu Felipe Massa'dır.

Belki kimileri de benim gibi düşünüyordur...

Ferrari'yi tutup da sadece Felipe Massa'yı desteklemek gibi :)


Kılıf....

Antalyaspor,Gençlerbirliği,Gaziantepspor ve Galatasaray fikstür yüzünden mağdur durumdalar.Biz de işler böyle yürüyor Ne diyeyim!!!

  • Ankaraspor A.Ş.'nin 2009-2010 sezonunda Turkcell Süper Lig müsabakalarına iştirak etmemesine, 2010-2011 sezonundan itibaren Bank Asya 1. Ligi'nde yer almasına,

  • Ankaraspor A.Ş.'nin 2009-2010 sezonunda Turkcell Süper Lig'de 08.08.2009 tarihinde oynadığı Antalyaspor A.Ş.-Ankaraspor A.Ş. (0-1), 16.08.2009 tarihinde oynadığı Ankaraspor A.Ş.- Gençlerbirliği (1-1), 23.08.2009 tarihinde oynadığı Gaziantepspor-Ankaraspor A.Ş. (1-1) ve 31.08.2009 tarihinde oynadığı Ankaraspor A.Ş.-Galatasaray A.Ş. (0-2) müsabakalarının, 3-0 Ankaraspor A.Ş.nin hükmen mağlup, rakiplerinin ise 3-0 hükmen galip sayılarak tesciline,

a) Bu müsabakalarda atılan gollerin gol krallığı sıralamasında dikkate alınmasına,

b) Bu müsabakalarda futbolcuların gördükleri sarı ve kırmızı kartların, disiplin ihlalleri ile alınan cezaların geçerli sayılmasına,

karar verilmiştir.

4 Ekim 2009 Pazar

KARİZMA FENA ÇİZİLDİ!

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=433

Galatasaray istekli oynamadı.İki-üç maçtır devam eden huzursuzluk Ankara’da tavan yaptı.
Keita ve Sabri’nin eksikliği sağ kanadı belli ki etkilemiş.Aydın ve Uğur bir pozisyon dışında çok da uyumlu değillerdi.Yakaladıkları tek uyumda ise Uğur’un kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda top direği tercih etti.
Elano’nun fazla sorumluluk almaması hem kendini hem de takımı sıkıntıya sokuyor.Topla daha çok buluşmalı.

Caner ise gayretliydi.Kullandığı toplar olumluydu.
Ayhan’ı ise son zamanlarda hiç bu kadar kötü görmemiştim.Çok top kaybı yaptı.Baros ve Nonda yakaladıkları az ama öz pozisyonları dışarı dikince Galatasaray kötü bir yenilgi aldı.
Arda eski formundan biraz uzak.Gayretli ama kafasındakileri sahaya yansıtmakta bu aralar zorlanıyor.Her maç olağan üstü oynaması zaten beklenemez.Bana göre bu maçta bazı pozisyonları daha iyi servis yapabilirdi.Kendi kullanmayı tercih etti.

Geçen seferde belirttiğim gibi belli sistemi bozmak istemiyor Rijkaard.Ancak zora giren maçlarda şu Baros ile Nonda neden yan yana oynamıyorlar bilmiyorum, anlam da veremiyorum.
Galatasaray maç kaybedebilir.Sadece bu maçla da kalmayabilir.Ancak madem risk alıyorsunuz.Stoperleriniz orta sahaya kadar çıkıyor.Servet ve Hakan Balta serbest oyun kurucu gibi bir giriyor , bir çıkıyor.O zaman ileriyi çoğaltsan daha iyi olmaz mı Rijkaard Hoca. Bari sen yapma diyesi geliyor insanın.Oyunu hücuma yıkmanın ne sonuç vereceğini bir denese hiç fena olmazdı bana göre.Belki idmanda bazı şeyleri deniyordur ancak maç atmosferi çok farklı.
Bu konuya çok takıldım.Bilmiyorum ne olacak?

Bu arada şunu da belirtiyim. Meydanı boş bulanlar şimdi konuşmaya başlarlar. Karalar bağlamaya gerek yok.Rijkaard Galatasaray için bir şanstır.Galatasaray Yönetimi ve Taraftarı bunun bilincinde.

Dediğim gibi karizma fena çizildi.Ama futbolda bunlar var.Barcelona’daki ilk senesinde de Rijkaard kötü sonuçlar almıştı.Sonradan toparlamıştı. Bu sefer Galatasaray lige iyi başladı.Ancak şimdi işler iyi gitmiyor.Milli maç arası umarım ilaç olur.
Ali Sami Yen’deki Trabzonspor maçı çok kritik maç bana göre.Sonrası ise Kadıköy.
Dikkatli olmak lazım!

3 Ekim 2009 Cumartesi

Ictimai tv(ITV Azerbaycan) Biss Şifreleme sistemine geçti

Uefa Avrupa Ligi maçlarını Ictimai tv(ITV Azerbaycan) bildiğiniz gibi naklen yayınlıyor.

İlk haftaki maçlarda anlamsız bir şekilde ekranı karartmışlardı.
Ama ikinci haftada biss şifreleme sistemine geçerek Türk futbolseverlere büyük bir kıyak yaptılar.

Türksat üzerinden bu kanalı izleyen seyirciler Galatasaray ve Fenerbahçe'nin maçlarını sorunsuz bir şekilde izlediler.
Umarım kanal yetkilileri bu saaten sonra herhangi bir değişikliğe gitmezler.

Kanal frekansı ve biss şifresi aşağıdadır:

Ictimai TV ----- 11554 H 2916 - 2/3

Biss key : 1fff----12 12 12 12 12 12 12 12

2 Ekim 2009 Cuma

Futbol böyle bir şey!

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=430

Futbol enteresan bir oyun. Siz ne kadar iyi gözükseniz de her şey ne yazık ki skora bağlı oluyor.Hafta sonu Galatasaray, belalısı Eskişehirspor’u yenemedi. Geçen sene her iki maçta da yenildiği rakibini yine deviremedi.

UEFA’ya döndüğümüzde ise vasat bir Sturm Graz vardı karşımızda. Kalite olarak vasatlardı ama iyi kapanan bir ekip. Bir kere hızlı kontra atağa kalktıklarında da zaten golü buldular.
Futbolda bazen şansınız olmadı mı gerçekten çok zorlanıyorsunuz.
İlk yarının son anlarında Baros’un kafa vuruşunu kaleci inanılmaz bir refleksle çıkardı ve dönen top gol oldu.Aynı Baros 2 metreden topu direğe vurdu. Yani futbolda bazen ne yaparsanız yapın top girmek istemedi mi girmiyor. “

Yok sistemmiş yok oyuncu değişiklikleriymiş “ ne yaparsanız yapın nafile!

Topun canı vardır dedikleri böyle bir şey işte.

Bunu yanına bir de Hollandalı hakemler ekibi işe karışınca Galatasaray geriye düştüğü maçı çeviremedi ve bir puanla yetindi. Hollandalı hakemler Rijkaard’a kıyak yapmamak için az daha Galatasaray’ı doğruyorlardı. Bir dönem Orhan Erdemir’in Fiorentina’nın başında olan Fatih Terim’e yaptığı gibi. Hatırlarsak o dönemde Fiorentina’nın UEFA Kupası maçında Orhan Erdemir Fatih Terim’i tribüne göndermişti.

Galatasaray taraftarı Rijkaard’a ve ekibine sonuna kadar güveniyor. Ancak sıkıntıya giden bazı maçlarda Nonda ile Baros’u neden yan yana göremiyorlar bunu soruyorlar.Her teknik adamın inandığı bir sistem bir oyun tarzı var. Rijkaard’ın bir bildiği vardır deyip susmak ne kadar doğru bilemem.

Bu arada hep kendi hakemlerimizi eleştiriyoruz.Ancak gördüğümüz doğruları da söyleyelim.Galatasaray-Eskişehir maçında Cüneyt Çakır birkaç ufak hata dışında çok güzel bir maç yönetti. Tebrik ediyorum.Levent Kızıl’ın bir açıklaması var.“Seneye Şampiyonlar Ligi gruplarında Selçuk Dereli ve Cüneyt Çakır maç yönetecek” diye.Gerçekten çok iyi bir gelişme. Umarım bunun sonu bir Dünya Kupası’nda veya Avrupa Şampiyonası’nda bir Türk hakem görmek olur.

Ne diyelim bu Hollandalı’yı gördükten sonra bizimkiler iyi diyesi geliyor insanın.

25 Eylül 2009 Cuma

UEFA'dan GALATASARAY'A Övgü!!!

Türk Basını şişiriyor bu takımı derken bir şişirmede UEFA'dan :)

Artık bazı gerçekleri görün lütfen.UEFA'nın resmi internet sitesindeki açıklama:

UEFA'nın resmi internet sitesi, geçtiğimiz haftanın takımı olarak Galatasaray'ı seçti.
Resmi sitede yapılan değerlendirmede haftanın oyuncusu Real Madrid'in golcüsü Raul Gonzalez, haftanın maçı Manchester City-Manchester United derbisi olurken, haftanın golü de Fransa 1. Ligi'nde Montpellier'i 4-2 yenen Marsilya'da Mamadou Niang'ın attığı gol seçildi.

HAFTANIN TAKIMI: GALATASARAY

HAFTANIN OYUNCUSU: RAUL GONZALEZ ( REAL MADRİD )

HAFTANIN MAÇI: MANCHESTER UNİTED – MANCHESTER CİTY

HAFTANIN GOLÜ: MAMADOU NİANG ( OLYMPİQUE DE MARSEİLLE )

sitedeki link :

http://www.uefa.com/footballeurope/news/kind=2/newsid=893744.html

24 Eylül 2009 Perşembe

Erman Toroğlu "gazcıyı arıyor"

İstanbul-Bodrum arasında uçakla yolculuk eden Hürriyet Gazetesi spor yazarı Erman Toroğlu’nun başına ilginç bir olay geldi. Uçaktaki yolculardan birinin gazını bırakması, Erman Hoca’yı çileden çıkarttı!

Gaz Dedektörü

İstanbul-Bodrum uçuyorum. Hostesler ikram servisi yapıyorlar. O sırada keskin bir koku yayılıyor etrafa. Vatandaşın biri akşam fasulye yemiş olacak ki basıyor gazını uçağın içine. Allahım o ne rezalet bir olay. Adamın içi çürümüş. Zehir gibiydi. Burnunu tıkasan olmaz. Pencere yok camı açasın, kapı yok kapıyı açasın. Havalandırmayı burnuma doğru sonuna kadar açtım, son bir gayretle duyulacak şekilde bağırdım. “Bu işi hanginiz yaptıysanız, kıçınız kurusun” diyebildim. Bütün yolcular, parmaklarıyla burunlarını mandal gibi sıkarak kafalarıyla bana “okey” verdiler.

Yemin ediyorum bir gaz dedektörü olsaydı, yolcuların arkalarına tutup o insanı bulup, kulaklarından kaldırıp afişe etmek isterdim. Ama böyle bir dedektör var mı bilmiyorum? Özellikle otobüslerde, metroda ve uçaklarda bu işi yapanların Allah cezalarını verir inşaallah.

Hürriyet Gazetesi

22 Eylül 2009 Salı

Hakemi de Yendi!!!

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=422

Bir kere Yılmaz Vural Galatasaray’ı iyi çalışmış,çözmüş.Zaten Yılmaz Hoca bu ligin ciğerini bilen bir teknik adam.Oyuncularını da ona göre motive etmiştir.Yalnız maça bakıyorsunuz 8. dakikada Ali güneş çizgide topu eliyle çıkarıyor.Hakem beyefendi de çok net süzdüğü pozisyonda ne hikmetse penaltıyı çalmıyor.Bende buna anlam veremiyorum.Ali Güneş 60 dakika oyunda kaldı.60 dakika içinde iki kez kırmızı kartla atılır ve birinde de penaltı kararı çıkar.Tabii normal şartlarda bunun böyle olması lazım.Ama İlker Meral herkese göre net olan pozisyonlarda nedense hep ikilemde.Hep kafasında bir şeyler var.O yüzden maçın yorumunu çok fazla yazmayacağım.Çünkü hakem maçın önüne geçti.Orta sahadaki fauller ; bazen süzülemeyen ince ofsaytlar hakemlerin takdir haklarıdır hata yapabilirler.Ancak bu kadar büyük hataları tüm kamuoyu gibi ben de ne yazık ki kabul edemeyeceğim.

Hakemlerimiz iyi niyetli diyoruz.Zaten art niyetli olsalar sahada ne işleri var.Öyle bir şeyi düşünmek dahi istemiyorum.Bu iyi niyetli işini o yüzden anlamış değilim.Hakemlik çok ayrı bir meslek bana göre.Herkesin yapabileceği bir iş değil.Kapasitesi meselesi.O yüzden yazıyorum bazen; herkese bu lisansı alırsa bu iş çığırından çıkar diye.Ama biz de böyle.Amatör olarak yönetilen bir işin amatör insanları…
Başka söze gerek yok.

Nonda’nın Galatasaray’daki 3. senesi.İlk senesi başarılıydı.Geçen sene çok eleştirildi.Ama geçen sene bazı yazılarımda Nonda’dan faydalanılması gerektiğini yazmıştım.Çünkü futbolu hakikaten çok iyi bilen , süzen bir futbolcu.Takıma hiç olmadık anlarda müthiş katkılar yapabiliyor. Kulübe de sıkıntı yaratmıyor.Oyuna giriyor maçı alıyor götürüyor.Galatasaray için büyük bir avantaj.

Bir de bu hafta Erman Hocama biraz takıldım.Atina’daki Galatasaray zaferine tesadüfi dedi.Katılmıyorum Erman Hocama. Panathinaikos çok gol pozisyonu bulmuş olabilir ancak maçın kırılma anlarında Galatasaray’ın attığı goller dışında farkın daha da açılmasını sağlayan Galatasaray pozisyonları var.Yani bir takımın kaçırdıklarını söylüyorsanız diğerine de bakacaksınız.Her pozisyon gol ile sonuçlanırsa maçlar iddaa tabiriyle hep “üst” biter.Futbol bu…
Bilmem anlatabildim mi?

Kısa kısa Avrupa…

Komşunun çocukları tribünde Türk Bayrağı’mızı yakarken,Galatasaray sahada en iyi cevabı veriyordu.İşte bu kadar…
Nasıl da sustu Atina.Terbiyesizlere en güzel cevaptı bu 3-1.
Başka söze gerek yok aslında…

Daum’un Fenerbahçe’si…
Ligde inanılmaz arzulu,hırslı futbol.Belediye ve Manisa maçlarını bundan biraz uzak tutabiliriz.Ama Avrupa’da süt dökmüş kedi.Neden?
Nedeni burada…

Senin teknik adamın ”Önceliğimiz Türkiye Ligi,Avrupa ikinci planda” derse,
senin başkanın “3 sene üst üste Türkiye Ligi şampiyonluğu vaat ediyorum” derse, senin futbolcunda kendi sahasında üstelik öne geçtiği maçı böyle kaybeder.
Bu sene kimse Fenerbahçe’yi bu kadar isteksiz görmedi.Kimse sakın futbolculara kızmasın.Futbolda motivasyon çok önemli.O yüzden ağızdan çıkan kelimelere herkes dikkat edecek.Tüm ilgiyi,motivasyonu Türkiye Ligi’ne çekerseniz olacağı bu.Fenerbahçe’nin hedefi bu saatten sonra Avrupa değilde Türkiye Ligi oluyorsa hiç yol kat edilmemiş demektir.Olan Türk Futbolu’na oluyor.Kaybedilen puanlara oluyor. Yazık! Daha çok maç var.Umarım herkes ders çıkarmıştır.

İyi bayramlar Türkiye…