atletico madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atletico madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Atletico Madrid:2 Fulham:1

Bir anlamda başkentlerin de çarpışmasıydı.İngiltere'nin Londra ekibi Fulham.Hak ederek final kapısına kadar geldiler.Diğeri ise İspanya'nın Madrid ekibi.Madrid'in ikinci takımı Atletico Madrid. Onlarda top oynamadan hakemlerin iteklemesiyle finale kadar geldiler.

Maça ağırlığını Fulham koydu ilk dakikadan itibaren. Tamam Fulham götürür derken.Golü A.Madrid buldu.Allah'tan Forlan'a cevap gecikmedi.Davies bu iş o kadar da kolay değil diyerek en azından beni rahatlattı.Juventus'u elediği günden beri istiyorum Fulham'ın kupayı almasını.

Sonrasında oyun biraz daha dengelenir gibi oldu. A.Madrid biraz daha hissettirse de kendini, Fulham kontra ile gol aradı.Eşitlik bozulmayınca uzatmalar...


İlk 15'te İspanyolların biraz daha etkili olduğunu söylebiliriz.İki tane ; hele biri var ki 6 pastan çok net pozisyonu harcadılar.

Tam penaltılara mı kalır derken uzatmaların adamı Forlan Aguero'nun asistini geri çevirmedi.
Hem Fulham'ı hem de beni yaktı.

Yazık oldu Fulham'a. Götürdü kupayı A.Madrid. Gianluca Rocchi'ye götürsünler kupayı , beraber kutlasınlar bu zaferi!
Ya da Platini sen bırak İtalyan hakem versin kupayı...

30 Nisan 2010 Cuma

Fulham:2 Hamburg:1 -- Liverpool:2 A.Madrid:1

Petric o muhteşem golü attığında Fulham'ın işi biter diye düşünüyordum.Finalde görmek istediğim bir takımdı.Ve bunu başardılar.

Cüneyt Çakır'ın yönettiği ve gurur duyduğum bir maç oldu.Haliyle Doğan Babacanlı yılları göremediğim ve Ahmet Çakar'ın Şampiyonlar Ligi yarı final maçlarını hayal meyal hatırladığım için Cüneyt Hoca'yı bu yarı finalde görmek gurur verdi.

69'da Simon Davies dengeyi getirdi.Sonra Macar Zoltan Gera 76'da "biz gidiyoruz finale" dedi.

Hamburg da böylece kendi evinde final oynama şansını kaybetti.





Gelelim Liverpool-A.madrid maçına...
Galatasaray ve Lizbon eşlemelerinde hakemlerin büyük katkısıyla tur atlayan A.Madrid Liverpool'u uzatmada devirdi.

Liverpool 44'te Aquilani öne geçti ve turu eşitledi.Uzatmada ise (95) Benaoyun avantajı Liverpool'a getirse de Forlan buna dur dedi. 102. dakikada A.Madrid için final kapısı açıldı.

Torres yokluğu elbette büyük eksiklik ancak büyük baskı kurdular Madrid karşısında.
Uzatmada 2-0 'ı da buldular ancak Forlan'a engel olamadılar.

Fulham alsın kupayı da bari bu kadar emek boşa gitmesin!



23 Nisan 2010 Cuma

Uefa'da yarı final gecesi

UEFA Avrupa Ligi Yarı Final ilk maçında Atletico Madrid ile Liverpool Vicente Calderon'da karşı karşıya geldi.

Gol 9. dakikada Forlan'dan geldi.

Diğer maçta ise; Alman temsilcisi Hamburg ile İngiliz temsilcisi Fulham karşı karşıya geldi.

Maçta gol sesi çıkmadı.



9 Nisan 2010 Cuma

UEFA Avrupa Ligi yarı final 2010

Atletico Madrid - Liverpool
Hamburg - Fulham

Maçlar:

22-29 Nisan

Final: 12 Mayıs 2010 Hamburg Arena

26 Şubat 2010 Cuma

Kabus Gecesi

http://www.jaglersport.com/yazi.php?id=535

Gecenin başka bir açıklaması yok.Önce Galatasaray ile başlayalım…
İlk yarı bana göre çok iyi bir Galatasaray vardı.Kontrollü , ne yapmak istediğini bilen…
Rakibe ilk yarıda doğru,dürüst pozisyon dahi vermedi Galatasaray.Ancak ikinci yarıda ne olduysa oldu.
Hakan Balta ve Uğur’un kanadı inanılmaz aksamaya başladı.Özellikle Reyes’in etkili oyununu eklemek lazım.
Galatasaray geriye düşmesine karşın golü de hemen buldu ancak sonrası tarihe skandal olarak geçti.

Uefa’da bu sezon 6 hakem uygulaması var.
Bana bir tane yararını söyleyin.Aksine zararı var.Şunu belirtiyim.Özellikle orta hakemin maçtaki kasıtlı kararları ve çizgi hakeminin bariz,yüzde yüz penaltıyı vermeyişi tarihe geçmiştir sanırım.
Platini’nin kulakları epey çınlamıştır.Bu bir hakem hatası olamaz bana göre.O yakınlıktan hata yapma şansınız çok ama çok düşüktür. Hangi sebeple bilmiyorum ama bu hakem topluluğunu umarım Uefa gözden geçirir.Çünkü bunun adı emek hırsızlığıdır.

Bu olayların hemen sonrasında Caner’in 2 dakika içinde oyundan atılışı maçın kaderini belli etti diyebiliriz.Caner’in gördüğü kartlar ne yazık ki profesyonellik anlayışına ters düştü.İlk sarı kartı anlarım.Ancak ikincisi affedilemez.

Son bir haftadaki üçüncü zorlu maçına çıkan Galatasaray 10 kişi kalmanın da etkisiyle Forlan’ın golüne engel olmayınca tur kaçmış oldu.
Forvetiniz olmayabilir,iyi veya kötü oynarsınız orası işin başka kısmı.Ancak maçı idare edenler skoru tayin edemezler.

Daum kendi kendini imha etti…

Fransa’da Deniz’in hatası ile yenen 2. gol Fenerbahçe’ye pahalıya mal oldu diyebiliriz.

Kadıköy’de bir çok oyuncusu olmamasına rağmen Fenerbahçe maça tempolu başladı.Lille’in de net atakları vardı ancak golü Fenerbahçe buldu. Bana göre ilk golü Fenerbahçe’nin bulması bu maçta çok önemliydi.Çünkü Lille kontra atağa hızlı çıkan bir ekip.Skor avantajını da eline geçiren Fenerbahçe ; rolanti düzeyde giden maçı bana göre Daum’un ilginç oyuncu değişikleriyle kaybetti diyebiliriz.

Bu kadar istekli,arzulu her yere koşan ,basan Guiza’yı oyundan alması gereksiz bir değişiklikti.Guiza oyundan çıkıyor 6 dakika sonra Semih giriyor.Bu arada bu gereksiz değişikler takımın bana göre dengesini bozdu.Volkan’ın topa çıkıp,çıkmama tereddütü ; isteği,baskısı biten Lille’e umut oldu.

Böylece Avrupa defterimiz tek gecede kapanmış oldu.

Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe turu istedi.Birini hakem yaktı,biri de kendi kendini yaktı.
Ne yapacağız; döneceğiz yine kendi ligimize…

22 Şubat 2010 Pazartesi

Deplasmanları çözdüler...

Madrid’ten avantajlı bir skor ile dönen moralli Galatasaray ilk yarıdaki oyuna bakarsak İnönü’den istediğini aldı diyebiliriz.Kadroya baktığımızda Rijkaard’ın sadece bu maçı düşünmediği hafta içindeki A.Madrid maçını da düşündüğünü gördük ki bunda sonuna kadar haklı.Kadroyu bu yoğun periyotta bana göre iyi kullanıyor.

Galatasaray bu haftaki iki zorlu deplasmanda nasıl oynaması gerekiyorsa öyle oynadı ve istediğinin çoğunu aldı.

Maça baktığımızda ilk yarıda Galatasaray’ın pozisyonları var ancak daha net pozisyonları Beşiktaş yakaladı.İkinci yarıda ise golü bulana kadar Galatasaray inanılmaz iyiydi.Ancak golden sonra anlamsız bir şekilde geriye çekildiler.

Beşiktaş’a baktığımızda ise Mustafa Denizli’nin Nobre tercihi tamamen psikolojik bir tercih.Nobre’nin Galatasaray maçlarındaki başarısı ortada.Bana göre sırf bu yüzden ilk 11’de yer aldı.Başarılıydı da ama neden oyundan çıktığına anlam veremedim.

Kaleye dikine giden bir oyuncu Holosko’nun da oyundan çıkması Beşiktaş’ı iyice zor durumda bıraktı.
Duran topta oluşan karambol ile ikinci yarıda bir puan geldi diyebiliriz.Beşiktaş’ın üç puan parolası ile çıktığı bir maçta bir puan ile ayrılması Denizli’nin planlarını biraz aksattı.

Bir forvetin oyunda olması Galatasaray açısından çok önemli…
Jo oyuna girdikten sonra Galatasaray’ın ilerde daha çok top tutması ve akabinde golün gelmesi.Gerçi gol geldikten sonra yaslandı Galatasaray ancak maçın dengeye gelmesi ile oyunu öne attı.Şimdi Avrupa’da yine forvet yok ancak Galatasaray’ın avantajı var o da 0-0’a turun gelmesi.

Atletico Madrid her ne kadar bu sezon istediklerini başaramasa da hiçbir zaman küçümsenmeyecek bir ekip.Çok önemli bir oyuncuları var.İlk maçta da gördük.Oyun ortadayken gelen bir frikik golü ile öne geçtiler.Kötü oynarken golü bulmak bir takım için en önemlisi.Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.

Fenerbahçe’nin Lille maçı ise Fransa’dan daha zor olacağa benziyor.Fenerbahçe’ye tek gol yetiyor.Onu da bulacaktır.Ancak Lille’nin hızlı ve kontra atağa uygun oyuncularına bir çare bulmak gerekiyor.Bu yüzden ilk golü Fenerbahçe bulmalı ve oyunu istediği gibi yönlendirmeli..Yoksa korku dolu dakikalar yaşabiliriz.

Her iki takımın da Avrupa’da yoluna devam etmesi dileğiyle…